(4721 S. K. m. 2, 688) (818 S. K. m. 18)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.06.2000 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.10.2004 günlü hükmün Yargıtay' ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Davacılar, dava konusu 4 parselde 467/2400 ve 233/2400 payla malik olduklarını, davalı H'nin ise 1654/2400 pay sahibi olduğunu, davalının bu payı üzerine 04.05.2001 tarihinde eşi İ. lehine intifa hakkı tesisi ettirdiğini ve 11 gün sonra 15.05.2001 günü ortaklığın giderilmesi davası açtığını, taşınmazın büyük hissesi üzerinde intifa hakkı olması taşınmazın üçüncü kişiler tarafından satın alınma ihtimalini ortadan kaldıracağını ve taşınmazın değerini azaltacağını belirterek muvazaalı konulan intifa hakkının kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar vekili, davacıların bu talebini ortaklığın giderilmesi davasında ileri sürmeleri gerektiğini, o davanın taşınmazın satışına karar verilmek suretiyle kesinleştiğini ve kesin hüküm oluştuğunu, davacıların satışı geciktirmek için bu davayı intifa hakkı tesisinden üç yıl sonra açtıklarını, iyi niyetli olmadıklarını, taşınmazın değerini de intifa hakkının değil, kaydında bulunan "askeri güvenlik bölgesi" şerhinin düşürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ortaklığın giderilmesi davasında tarafların tüm iddia ve savunmaları irdelenmiş ve taşınmazın intifa hakkı ile yükümlü olarak satılarak ortaklığın giderilmesine karar verildiği ve kesinleştiği, bu nedenle yersiz açılan davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili temyize getirmiştir.
Dava, Medeni Kanun'un 2. maddesine aykırı olarak ve Borçlar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca danışıklı kurulan intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nda müşterek mülkiyette paydaş olan kişiye, payı üzerinde intifa hakkı kurabileceği kabul edilmiştir. Ancak paydaşa bu hak verilirken, pay üzerinde intifa hakkı kurulmasının diğer paydaşların mülkiyet haklarına zarar vermemesi gerekir. Diğer taraftan, intifa hakkı ile yüklü taşınmaz satımında o taşınmaz malın değerinin düşeceği de bir gerçektir. Uygulamada bazı paydaşların haklı ve geçerli bir nedeni bulunmadığı halde diğer paydaşları zarara uğratmak ve onları külfet altına sokmak için payları üzerinde intifa hakkı tesis ettikleri sıkça görülmektedir. Böyle durumlarda, menfaati bulunan pay sahibi malikler taşınmazın satışı gerçekleşene kadar MK'nun 688 vd. maddesince hakimin müdahalesini isteyebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ile getirtilen kural gereği herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. İntifa hakkı ile bir kısım payın yükümlü kılınmasının, çoğu kez taşınmazın satışında talepleri azaltmak ve düşük bir bedel karşılığı taşınmazın tamamının ele geçirilmesini sağlamak amacına yönelik yapıldığına da rastlanılmaktadır. Somut olayda da davalı H'nin 04.05.2001 tarihinde eşi diğer davalı ı. lehine intifa hakkı tesis ettikten hemen sonra 15.05.2001 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası açmış olması ve satış kararı alması, işlem tarihlerinin birbirine yakınlığı, evrak arasına getirtilen dava ve değere itiraz dosyalarının içeriği ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde intifa hakkının tesis edene ne gibi hukuki menfaat sağladığı anlaşılamamış olup diğer paydaşları zarara uğrattığı ve davalı H'nin Medeni Kanun'un 2. maddesince hakkını kötüye kullandığının kabulü ile muvazaalı tesis edildiği anlaşılan intifa hakkının kaldırılmasına karar vermek gerekir iken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy