(4562 S. K. Geç. m. 6) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.1.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarındaki şerhin silinmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; dava konusu olup tapu kaydında şerh bulunmayan taşınmazlar yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına diğer parseller yönünden ise reddine dair verilen 11.7.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.12.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Halim Dükkancılar ile karşı taraftan davalı vekili Av. Burak Giray geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, mülkiyeti Hazineye ait iken 2.11.1994 tarihli meclis kararı uyarınca satın alınan 3385 parsel numaralı taşınmazın 18.12.1995 tarihinde belediye adına tescil edildiğini, davalının herhangi bir hakkı bulunmadığı halde Organize Sanayi bölgesi müteşebbis heyeti başkanlığının talebi doğrultusunda 18.5.2000 tarihinde idarece konulan şerhin belediyenin taşınmazla ilgili tasarruflarını engellediğini belirterek şerhin kaldırılması isteğinde bulunmuştur.
Davalı, 4562 Sayılı yasa kapsamında bulunan ve organize sanayi bölgesi olarak kullanılmak üzere davacı adına alınan taşınmazda, davacının mülkiyet hakkı sahibi olmadığını, yasanın geçici 6. maddesi uyarınca konulan şerh gereğince taşınmazın müteşebbis heyetin tüzel kişilik kazanmasından sonra tüzel kişiliğe devredilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 3385 parselin ifrazından oluşan parsellere ait bir kısım kayıtlarda şerh bulunmadığından bu parseller yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer parseller yönünden de davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4562 Sayılı Yasanın geçici 6. maddesi uyarınca, taşınmazların Organize sanayi bölgesi müteşebbis heyeti başkanlığının onayı olmaksızın üçüncü kişilere devredilemeyeceğine dair konulan şerhin kaldırılması isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre; 6.6.1991 tarihinde ihdasen Hazine adına tescil edilen 3385 parsel numaralı taşınmaz 18.12.1995 tarihinde 2942 Sayılı Yasanın 30.maddesi uyarınca Organize sanayi bölgesi olarak kullanılmak şartı ile davacı belediyeye bedeli karşılığında satılmıştır. 4.12.1997 tarihinde yapılan şuyulandırma sonucunda 25 adet parsele ayrılan taşınmaz yine belediye adına tescil edilmiştir. Davacı bu parsellerden bir kısmını üçüncü kişilere temlik etmiştir. Bunun üzerine Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti Başkanlığının başvurusu ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 12.6.2000 tarihli yazısı doğrultusunda kaldırılması istenilen şerh 7.8.2000 tarihinde tapu kayıtlarına işlenmiştir.
15.4.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4562 Sayılı Yasanın geçici 6.maddesi; Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Organize Sanayi Bölgesi kurmak amacı ile müteşebbis heyeti meydana getiren kurum ve kuruluşlar adına iktisap edilmiş bulunan tüm arsalar, araziler ve tüm gayrimenkuller ile bilahare bunlar üzerinde müteşebbis heyeti meydana getiren kurum ve kuruluşlar adına inşa edilmiş olan tüm binalar ve ortak tesisler Organize Sanayi Bölgesi Tüzel kişiliği lehine tapuda tashihen tescil edilir hükmünü taşımaktadır. Yargılama aşamasında da söz konusu taşınmazlar bu maddeye dayanılarak 28.12.2003 tarihinde davalı Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Tüzel kişiliği adına tescil edilmiştir. Mahkemece de anılan bu madde uyarınca şerh konulmasında hukuka aykırılık bulunmadığından bahisle şerh bulunan parseller yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; davacı belediye, taşınmazların belediyenin özel mülkü olduğu gerekçesi ile davalı aleyhine tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmış olduğunu bildirdiğinden, bu davada verilecek karar eldeki davanın da sonucunu etkileyeceğinden, tapu iptali ve tescil davasının ön mesele olarak kabul edilmeli, oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Bu hususun gözetilmemiş olması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 450 YTL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy