(2762 S. K. m. 27)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.6.2003 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.3.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine gör davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu 160 parsel sayılı taşınmazın 1962 tarihinde yapılan tapulama işleminde tapulama tutanağında Sultan Mahmut Sani Vakfı şerhi konulduğu nedeni ile davalı idarenin 30.10.2000 tarihinde yeniden Sultan II Mahmut Vakfı şerhini tapuya işletmiş olması nedeniyle hak düşürücü süre bu parsel yönünden oluşmamıştır. Bu nedenle 160 sayılı parsel yönünden davanın esasının incelenmesi gerekir. Bu durumda Vakıflar İdaresinin böyle bir şerh yazımındaki yararı taviz bedeli ödenmesini sağlamaktır. Başka bir anlatımla, konulan şerh sahih bir vakfa ait ise bu şerh kayıt malikinin saptanacak taviz bedelini ödemesiyle, gayrisahih vakfa ait ise taviz bedeli ödenmeksizin kaldırılabilecektir. Vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre taşınmazda vakfın bir hakkı kalıp kalmadığının önemi bu noktadır. Yoksa kayıt maliki bunu doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğünden isteyebileceği gibi, kabul görmezse şerh sahih bir vakfa ait olsa bile taviz bedelini ödeyerek mahkemeden de talep edebilir. 160 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağında vakıf şerhi bulunması nedeniyle bu parsel yönünden 2.4.2004 tarih ve 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur. Böyle olunca Mahkemece yapılması gereken iş Sultan II. Mahmut Vakfının taviz bedeline tabi vakıflardan olup olmadığını saptamak, taviz bedeline tabi vakıflardan ise ödenmesi zorunlu taviz bedelini belirlemek, bu bedeli davalı idareye ödenmek üzere depo ettirmek, şerhin kaldırılması için taviz bedeli ödenmesi gerekmiyorsa istemi davacı payı oranında hüküm altına almak olmalıdır.
Ayrıca dava konusu 160-298-299 parsel sayılı taşınmazlarda davacı müşterek paydaş olup diğer paydaşların vakıf şerhinin silinmesine dair davası bulunmadığından mahkemece istemin davacı payına yönelik olarak kabulü gerekirken bu yönünde gözardı edilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy