(818 S. K. m. 264, 286) (3065 S. K. m. 24)
Dava: Davacı Pınarbaşı Madencilik San.Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından, davalı Eti Holding A.Ş. aleyhine 28.1.2000 gününde verilen dilekçe ile muarazanın önlenmesi, teminat mektubu bedelinin iadesi istenmesi, karşı davada da davalı tarafça rödevans bedelinin tahsilinin talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; ilk davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.4.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava ve birleşen dava, taraflar arasında düzenlenen 16.6.1995 başlangıç tarihli Bursa İli Orhaneli İlçesi dahilinde IR 3108 ve Kütahya İli Tavşanlı İlçesindeki IR 2346 sayılı maden sahalarının işletilmesinden kaynaklanan Rödevans sözleşmesinin feshinin tesbiti, nakte çevrilen teminat mektubunun iadesi ve muarazanın önlenmesi ile birleşen davada Rödevans alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı Pınarbaşı Madencilik San. Tic. Ltd. Şirketinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Birleşen davanın davacısı Eti Holding A.Ş'nin temyiz itirazlarına gelince;
Yanlarca imzalanan 16.6.1995 tarihli maden sahası işletme sözleşmelerinin, süresi, üçüncü madde hükmünce 5 yıldır. Bu süre 16.6.2000 tarihinde bitmektedir. Ne var ki; 7.7.1999 tarihinde fesih ihbarında bulunan davacı Pınarbaşı Madencilik Tic. San. Ltd. Şti. kiralanan maden sahalarının ekonomik ömrü kalmadığını ileri sürerek, sözleşmeyi kira döneminin sonunu beklemeden fesh etmiştir. Sahaları inceleyerek sözleşmenin tarafı olan ve yerleri teslim alan, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken kiracının fesih için bildirdiği nedenler haklı değildir. Bu husus mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu düzenlenen raporlarla saptandığı gibi mahkemenin de kabulündedir. Dolayısıyla, davacı ve birleşen davanın davalısı kiracı şirketin vaktinden önce fesih bildirimi haksızdır.
Ancak;
Başlangıçta bu feshe karşı koyan kiralayan şirkette sözleşmenin bitim tarihi olan 16.6.2000 tarihinden önce 28.12.1999 tarihli yönetim kurulunun fesih kararına dayanarak 5.1.2000 tarihinde yaptığı bildirimle yine sözleşmeyi vaktinden önce feshetmiş ve yedinde bulunan teminat mektuplarını da nakde çevirmiştir. Buna dayanarak da birleşen davada 28.12.1999 tarihine kadar rödevans bedeli alacağını istemiştir. Bilirkişi raporunda rödevans alacağı kiracının fesih tarihi olan 7.7.1999 tarihine kadar hesaplanmış ve bu hesaplama mahkemece benimsenerek hüküm kurulmuştur.
Kira sözleşmelerinin ve bu arada kira ilişkisinin bir türü olan rödevans sözleşmelerinin de taraflardan birinin irade açıklamasıyla tek yanlı fesh edilebileceğinde tereddüt yoktur. Ancak, somut olayda sözleşme süresi dolmadan ve haksız olarak kiracı tarafından 7.7.1999 tarihinde fesh edildiğinden, haksız fesih nedeniyle kiralayanın ne gibi bir talepte bulunabileceği yönü üzerinde durulmalıdır. Bunun açıklığa kavuşturulabilmesi için de hasılat kirasına ilişkin Borçlar Kanunun 286 ve aynı doğrultudaki adi kiraya ilişkin 264. maddesindeki hükümlere bakmak gerekir. Her ne kadar Borçlar Kanunun 286. maddesi önemli sebeplerden dolayı feshin sonuçlarını düzenlemiş ise de, akdi önemli sebep olmadan-haksız fesheden-kimseden de yasada yazılı tazminatın kıyasen uygulanmak suretiyle istemesi mümkündür. (Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku) (Özel Borç ilişkileri) C.1/II Ankara, 1985, S.234, dn.164) Burada istenebilecek tazminat ise müspet zarar kapsamındaki sözleşmede kararlaştırılan kira kaybı alacağıdır. Davacı kiracının feshi haklı nedene dayanmadığına, sözleşme 28.12.1999 tarihinde bildirilen irade açıklaması ile kiralayan tarafından fesh edilmiş, böylelikle tarafların idaresi, bu tarihte fesihte birleştiğinden kiralayan davalı ve karşı davacı bu tarihe kadar olan rödevans alacağının ödetilmesini talep edebilir. Mahkemece hukuki olan bu konuda bilirkişi raporuna bağlı kalınarak rödevans alacağının 7.7.1999 tarihine kadar hesaplanıp hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; karşı davacı Eti Holding A.Ş, rödevans alacağının faiz ve faizin katma değer vergisi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemesine rağmen, mahkemece tahsiline karar verilen dava tarihinden itibaren işleyecek faizin Katma Değer Vergisi Kanunun 24/c maddesinde öngörülen katma değer vergisi ile birlikte tahsili şeklinde hüküm kurulmaması ve davalı vekili yararına hükmedilen vekalet ücretinin de eksik hesaplanması, ayrıca doğru görülmemiştir.
Sonuç: 1- Davacı (k.davalı) Pınarbaşı Madencilik Tic. San. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Karşı davacı (davalı) Eti Holding A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran ETİ Holding A.Ş'ye ödenmesine, 29.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy