(818 S. K. m. 1, 22)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 9.2.2005 gününde verilen dilekçe ile muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.3.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davalı Bankanın temyizi, kabul edilen istek bölümüne ilişkindir. Borçlar Kanunun 1. maddesine göre sözleşme iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir. Yasadaki rıza beyanından maksat, tarafların irade açıklamalarıdır. Şayet, karşılıklı ve birbirine uygun taraf iradeleri akdin konusu ve onun esaslı noktalarında birleşmiş ise sözleşme meydana gelmiş sayılır. Taraflar sözleşmeyi doğrudan yapabilecekleri gibi, Borçlar Kanunun 22. maddesinden yararlanarak bir akdin ileride yapılmasına dair sözleşme de yapabilir. Uygulama ve doktrinde buna sözleşme yapma vaadi veya önakit denilmektedir. Tarif etmek gerekirse ön akit taraflardan her ikisinin birbirlerine ya da taraflardan yalnız birinin diğerine karşı ileride üçüncü bir şahısla bir borç sözleşmesi yapmayı taahhüt etmesi demektir. Ön akitle ileride yapılması vaat edilen borç sözleşmesine de asıl sözleşme denilmektedir. Niteliği gereği ön akit sadece borç sözleşmeleri hakkında yapılabilir. Tasarruf sözleşmelerinde ön akit söz konusu olamaz.
Somut olayda, taraflar arasındaki protokol başlıklı 26.8.1999 tarihli sözleşme yukarıdan beri tanımı yapılan tarafları bağlayan bir ön akit sözleşme yapma vaadidir. Taraflar bu sözleşmenin 14. maddesi (b) bendinde Samsun İli Bafra İlçesi Emirefendi Mahallesindeki 136 ada 2 parselde bulunan taşınmazın banka adına tescilini takiben, kira bedeli her yıl için şirketin yıllık cirosunun %1 oranında ve asgari tutarı USD 10.000 ve her yıl için 10 artış yapılmak kaydıyla iki yıllığına K. Motorlu Araçlar A.Ş'ye kiralanmasını kararlaştırmış, ancak asıl sözleşme yapılmamıştır. Ön akit taraflara asıl sözleşmeyi yapma borcu yükler ve ön akitle vaatte bulunan bu borcunu ifa etmediği takdirde, alacaklı mahkemeye başvurarak borçlunun aynen ifaya mahkum ettirmesini isteyebilir. Doktrinde hakim olan görüşe göre de, mahkemenin vereceği hüküm borçlunun (vaatte bulunanın) asıl sözleşmeyi yapma iradesi yerine geçer. Açıkça söylemek gerekirse, asıl sözleşmeyi hükümle birlikte mahkeme kurar.
Sonuç: Temyiz konusu olayda mahkeme hükmü bu sonucu sağlamak amacıyla ve taraflar arasındaki geçerli ön akide dayalı olarak kurulduğundan yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 22.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy