(1086 S. K. m. 445)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.6.2004 tarihinde verilen dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.12.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yargılamanın yenilenmesi, mahkemelerce verilen ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözen, maddi anlamda kesinlik kazanmış olan hükümler için kabul edilen olağanüstü bir yasa yoludur.
HUMK. nun 445 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan yargılamanın yenilenmesi, kesin olarak veya kesinlik kazanmış olan bir kararın ya ağır (ciddi) biçimsel (usuli) eksiklikler yahut karara temel olan bilgi ve belgelerin ağır yanlışlıklar taşıması yahut da tarafları, konusu ve hukuksal nedeni aynı olan bir uyuşmazlık hakkında kesinlik kazanmış birbiriyle çelişen iki kararın ortaya çıkması sebebiyle ve kanunda sınırlı olarak sayılmış bulunan koşullar altında ilk yargılamanın -son durumda ikinci yargılamanın aynı mahkemede belli bir süre içerisinde tekrar edilmesi olanağını sağlayan bir kurumdur. (Medeni Usul Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi, S.14-71 Dr. Ramazan Arslan 1977-Ankara)
Hukuk yargılamasının yenilenmesi sebepleri HUMK. nun 445. maddesinde 10 bent halinde sayılmıştır. Maddenin 1.fıkrasının 10.bendinde de, iki tarafı, dava nedeni ve konusu aynı olan bir uyuşmazlık hakkında kesinleşmiş iki hüküm verilmiş olması hali yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak düzenlenmiştir. Kesinleşmiş bulunan bu nitelikteki iki hükmün yargılamanın yenilenmesine yol açabilmesi için bu iki hüküm birbirine aykırı birbiriyle çelişik olmalıdır. Daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir hükme aykırı olarak verilen ikinci hükmün verilmesini gerektirecek hiçbir sebep yokken verilmiş olması da aynı maddede aranan bir koşuldur. 445/10. madde uyarınca, yargılamanın yenilenmesi istemi süresi, zaman aşımı süresi kadardır, yani on senedir. Bu on yıllık süre, ikinci hükmün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında;
Davacılar, murisleri Osman oğlu Halil İbrahim adına kayıtlı iken ölümü ile kendilerine intikal eden eski 1762 yeni 4793 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel numaralı taşınmazla ilgili olarak davalılar arasında açılan dava sonucunda verilen kararın tapu maliki ile taraflar arasında bağlantı sağlanamadığından infaz edilemediğini, bunun üzerine 1979/902 E. 1980/317 K. S. veraset ilamına göre satışın iptali ve muarazanın giderilmesi isteminde bulunduklarını yapılan yargılama sonucunda verilen 1981/263 E. 1985/493 K. s. ilam ile, ortaklığın giderilmesi davasının davacıları olan Ayşe Y. ve Hüseyin K.'ın tapu malikinin mirasçısı olmadıklarına karar verildiği durumda aynı kişiler tarafından açılan tapuda isim düzeltilmesi davası sonucunda malikin isminin İsmail oğlu Halil İbrahim K. olarak düzeltilmesini sağlayarak mülkiyet nakline yol açtıklarını belirterek HUMK. nun 445/10. maddesi gereğince yargılamanın yenilenerek tapuda isim düzeltilmesi davası sonucunda verilen 2002/28 E. 2002/249 K. s. ilamın iptali isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın süresinde açılmadığını, kesin hüküm bulunduğunu ve tapu malikinin mirasçıları olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere HUMK. nun 445/10. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunulabilmesi için, tarafları dava nedeni ve konusu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunmalıdır.
Eldeki davada, yargılamanın yenilenerek ve iptali istenilen dava, davalılar tarafından Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine tapuda isim düzeltilmesi isteğine ait olup, ilk dava ise yine aynı davacılar (eldeki davanın davalıları) tarafından açılan ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir. Görülüyor ki bu davalarda dava konusu (müddeabih) taşınmaz aynı ise de davanın tarafları ve konusu yani dava konusu yapılmış olan hak bir başka deyişle dava ile elde edilmek istenen sonuçlar farklıdır. O durumda burada HUMK. nun 445/10. maddede düzenlenmiş bulunan yargılamanın yenilenmesine ait koşulların gerçekleştiğinden söz etmek olanaklı değildir.
Davacılar, ancak davalılar tarafından açılan ve mülkiyet nakli ile sonuçlandığını iddia ettikleri taşınmazla ilgili olarak daha önce açmış oldukları ve lehlerine sonuçlanan davadaki kanıtlara, ilama da dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunabileceklerdir. Belirtilen nedenle, kanuni koşulları oluşmadığı durumda davanın kabulüne dair yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy