(3402 S. K. m. 12, 16) (766 S. K. m. 31)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.9.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.4.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 27.12.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. Sadettin Işık ile karşı taraftan davacı vekili Av. Sema Selçuk geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro Kanunu, kamu malları hakkında 16. madde ile özel hükümler getirmiştir. Buna göre Kamunun ortak kullanmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden maddenin (A) bendinde sayılan kamu hizmetinde kullanılan bütçelerinden ayrılan ödenek veya yardımlarla yapılan resmi bina ve tesisler kayıt, belge veya özel kanunlarına göre Hazine, kamu kurum..ve kuruluşları, İl, Belediye, köy, veya mahalli idare birlikleri tüzel kişiliği adlarına tespit olunacaktır. (B) bendinde belirtilen paralı veya parasız olarak kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkişi veya tanık beyanı ile isbat edilen orta malı taşınmaz mallar sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüz ölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır. Aynı bent hükmünde bu sınırlandırmanın tescil mahiyetinde olmadığı da belirtilmiştir. (C) bendinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar, tarıma elverişli olmayan yerlerle deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırılmaya tabi değildir denilmiştir. Maddenin son bendinde ise Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanların, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde özel kanunların hükümlerine tabi oldukları öngörülmüştür.
Yasaların yorumlanmasında sadece belirli madde ve hükümlerinin değil,
Yasanın tümünün birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi zorunludur. Bu nedenlerle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesini yorumlarken, 16. maddenin de birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Kadastro Kanununun 1. maddesinde de açıklandığı üzere, memleketin kadastrol topoğrafik haritasına davalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuksal durumlarını tespit etmek ve bu suretle Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmak amacıyla çıkarılmıştır. Yasının 12. maddesi hak düşürücü süreyi tutanaklarda belirtilen (haklara, sınırlandırma ve tesbitlere) ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren işletmeye başlatmıştır.
Sonuç: 3402 sayılı Yasanın 10 yıllık hak düşürücü süreyi öngören 12. maddesi esas itibariyle 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesiyle getirilen düzenlemeden ayrılmış değildir. 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin 16. madde ile birlikte mütalaası bu sonucun kabulünü gerektirmektedir. Her iki Yasa hükmü de haklar kavramına yer vermiştir. Bu itibarla 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre özel mülkiyete konu olmayan ve özel hukuk hükümlerine tabi olmayan, üzerinde mülkiyet hakkı kurulamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar hakkında Hazine tarafından açılacak davalara uygulanamayacağına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun hükmün ONANMASINA, 450 YTL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy