(2981 S. K. m. 3)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.7.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.6.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Belediyece kendisine satımı vaad edilen 3 parsel sayılı taşınmazın, imar uygulaması ile yola isabet etmesi sonucu bu parsel yerine 2 no.lu parselin adına tahsis edildiğini, tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Dava konusu taşınmaz Beykoz Çubuklu Mahallesi 714 ada 2 parsel olup, Beykoz Belediye Meclisinin 22.2.1999 tarihli kararıyla davacı adına tahsis edilmiştir.
Dosya içinde mevcut Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğünün 10.3.2000 tarihli yazısından İstanbul İli Beykoz ilçesinin de içinde bulunduğu kuzey kesiminin III. numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun 15.11.1995 günlü kararı ile Doğal sit alanı ilan edildiği ve I. II. III. derece doğal sit olarak tanımlanan alanların tümünün 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu kapsamında bulunduğu ve bu gibi yerlerde 2981 Sayılı Kanunun 3. maddesinin uygulanması gerektiği bildirilmiştir. Gerçekten anılan Yasanın 3. maddesi hükmünce İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenmiş ve belirlenecek yerlerde 2981 Sayılı İmar Affı Kanunu Hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur. Ayrıca, dava konusu parselde davacının yapmış olduğu binadan tahliyesine ilişkin işlemin iptaline yönelik dava, İstanbul İdare Mahkemesince, taşınmazın bulunduğu bölgenin İstanbul III. no.lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 15.11.1995 tarihli kararıyla sit alanı ilan edildiği yapılan işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle red edilmiştir.
Bu durumda, davacı adına tahsis yapılmış olsa dahi, tescili yasaklanan yerdeki taşınmazın mülkiyeti istenemeyeceğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 06.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy