(2709 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.5.2000 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 1.3.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Ata Bulgurlu mirasçıları vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 27.12.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. Güler Centilmen ile karşı taraftan davacı vekili Av. Mihriban Kızılırmak geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, davalı Ata Bulgurlu adına kayıtlı olan 6969 ada 6,7, 6970 ada 1, 2, 3, 4 ve 6971 ada 2, 3, 4, 15, 16 ve 17 parsel numaralı taşınmazlardaki davalı paylarını 5.2.1996 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek sözleşmeye konu payların iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı duruşmalara katılmamış, her hangi bir cevapta vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm temyiz edilmediğinden kesinleştirilmiştir. Davalı mirasçılarının, dava dilekçesi ve mahkeme kararının murisleri olan davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesi ile açmış oldukları yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkin dava sonucunda; satış vaadi borçlusu olan davalıya yargılama aşamasında yapılan tebligat ve kararın tebliğinin usulsüz olduğu ve bu nedenle hükmün kesinleşmiş olarak kabul edilemeyeceğinden yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş, hüküm Dairemizin 23.09.2003 tarih 2003/4340 E. 2003/6285 K. sayılı kararı ile onanmıştır. Bu karar üzerine yerel mahkeme kararı davalının mirasçılarına usulünce tebliğ edilmiş ve hüküm süresinde temyiz edilmiştir.
Anayasanın, Hak Arama Özgürlüğü başlığını taşıyan 36. maddesi; Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. hükmünü içermekte olup, HUMK'nun 73. maddesi ise; Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez. şeklindedir. Buna göre, bir davada davalıya savunma hakkını kullanma imkanı verilmeden, hüküm verilemez. Davalıya savunma hakkını kullanma imkanının verilmesi, ona dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ile mümkün olur.
Somut olaya dönüldüğünde; davacı tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında, dava dilekçesi ve yerel mahkeme kararının davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği Dairemiz denetiminden de geçen Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/537 E.,2003/143 K. Sayılı ilamı ile kesinleşmiş olduğundan hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine, 450 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 27.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy