(818 S. K. m. 22, 213) (4721 S. K. m. 706, 716) (743 S. K. m. 634, 642) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12.7.2005 gün ve 2005/5763-7300 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 23.6.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak 18 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece, satış vaadi sözleşmesi ile yapılan satışlar ile mülkiyet nakil borcu doğmayacağı satışın tapu memuru huzurunda yapılması gerektiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Hükmün davacı tarafından temyizi üzerine karar bozulmuş, davacı bu kez karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanunu'nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu'nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda da, davacı yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yasal biçimine uygun düzenlenmiş satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiştir. Sözleşme mülkiyet nakli borcu doğurmaktadır ve davanın dinlenmesi olanağı vardır. Mahkemece işin esasına girilerek taraf kanıtları toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, satış vaadi sözleşmesi ile yapılan satışlar ile mülkiyet nakil borcu doğmayacağı satışın tapu memuru huzurunda yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir. Yerel mahkeme kararını açıklanan bu gerekçelerle bozulması gerekirken, farklı gerekçelerle bozulması nedeniyle karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiş ve önceki bozma ilamı kaldırılarak, kararın açıklandığı şekilde bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 12.7.2005 tarihli ve 2005/5763-7300 sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy