(634 S. K. m. 3)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.8.2002 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.11.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalının sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı, davalının paydaşı olduğu 1270 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın zemin katını noterde 26.12.1990 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil, davalının payının satın aldığı zemin kata isabet edecek hisseyi karşılamaması halinde karşılamayan kısmının ise tazminat olarak tahsilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davalı 26.12.1990 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 1270 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki kargir iki katlı binanın hissesine düşen zemin katını davacıya satmayı vaat etmiştir.
1270 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinden, taşınmazın arsa vasfı ile müşterek mülk olarak tapuda kayıtlı olduğu, satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte davalı 8/18 paydaş iken, 28.2.2001 tarihinde 7/18 payını dava dışı A. Aydemir'e satması nedeniyle 1/18 payının kaldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazda kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmadığından öncelikle satışa konu zemin katın arsa payının hesaplanması gerekir. Bu hesaplamada davacının satın aldığı zemin katın değeri ile tüm binanın değeri bulunarak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca orantı kurulmak suretiyle davacının satın almış olduğu zemin kata isabet eden arsa payı hesaplanmalıdır. Bu hesaplamadan sonra davalının halen üzerine kayıtlı paydan zemin kata isabet eden kısmı iptal edilerek davacı adına tescil edilmeli, bu payın zemin kata isabet eden payı karşılamaması halinde ise, zemin kat ile zemin kata isabet eden arsa değeri saptanarak davacı adına tescil edilen hisse değeri bu miktardan düşüldükten sona kalan kısmının tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntem izlenmeden saptanan arsa payı ve tazminat miktarına göre istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 22.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy