(3402 S. K. m. 12/3)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.11.2003 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.3.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkini istemine ilişkindir. Mahkemece istek hüküm altına alınmış, kararı davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu yapılan 509 sayılı parselin kadastro tespiti 20.8.1963 tarihinde kesinleşmiş taşınmaz kaydına S. S. Vakfı on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 30. 10. 2000 tarihinde konulmuştur. 2.4.2004 tarih 1/1 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu kararı uyarınca vakıf şerhinin tapu sicilinden silinmesi ya da yazılmasına ilişkin istemleri içeren davalarda 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesinde öngörülen on yılık hak düşürücü sürenin uygulanması gerektiği ilkesi kabul edildiğinden, alınan karar gereği 509 sayılı parseldeki vakıf şerhinin terkininde yasaya aykırı bir yön yoktur. Ancak bu parselde davacılar miras bırakanı Y. 'nin payı olup, diğer bazı paydaşlarda mülkiyet hakkı sahibidir. Bu bakımdan davacılar isteminin murisleri Y.'nin payına hasren kabulü gerekir.
Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün diğer parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bu parsellerin kadastro tespitleri 1963 yılında yapılmış ve tespit sırasında tapu kayıtlarına II. M. S. Vakfı şerhi konulmuştur. Her ne kadar ayni kayıtlara sonradan S. S. Vakfı şerhi işlenmiş ise de, kayıtlarda başlangıçta vakıf şerhi bulunduğundan sonradan yazılan şerh on yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa dahi ilk şerhin terkinini gerektirmez. Vakıflar İdaresinin kayıtlara şerh verilmesindeki amacı yararına taviz bedeli ödenmesini sağlamaktır. Değişik bir ifade ile söylemek gerekirse konulan şerh sahih bir vakfa ait ise kayıt maliki bu şerhin kaldırılmasını ancak taviz bedeli ödeyerek talep edebilir. O bakımdan konulan şerhteki vakfın sahih veya gayrı sahih olup olmadığının saptanması önem kazanmaktadır. Bu konuda alınan bilirkişi raporu içeriği çelişkili olduğundan hükme dayanak yapılamaz.
Mahkemece yapılması gereken iş; İ. Mahkemelerine yazılacak talimatla Hukuk Fakültelerinde konusunda uzman öğretim görevlilerinden oluşturulacak kurula vakfın taviz bedeline tabi vakıflardan olup olmadığını gerekçeli ve Yargıtay denetimine elverişli raporla belirtmek taviz bedeli ödenmesi gerekiyorsa miktarını hesaplatmak, davacıya bu miktarı depo ettirerek davayı kabul etmek, aksi halde istemi bedel alınmaksızın davacı miras bırakanın payı oranında hüküm altına almak olmalıdır. Bu yönlerin göz ardı edilmesi doğru olmadığı gibi 79 - 418 - 319 - 388 - 249 - 163 - 164 - 165 - 80 ve 35 parsellerde miras bırakan paydaş olup diğer paydaşlarca dava açılmadığı halde bunlardaki şerhin tümü ile kabul edilmesi de kabul şekline göre doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy