(1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.4.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; Hazine aleyhindeki davanın reddine, Vakıflar İdaresi aleyhindeki davanın kabulüne dair verilen 7.7.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali, tescil istemine ilişkindir. Davalı idare idari yargıdan verilmiş ve kesinleşmiş yanlar arasındaki hükme dayanarak kesin hüküm itirazında bulunarak davanın reddini savunmuş, mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm esasa ilişkin olarak Vakıflar İdaresince, bedele ilişkin olarak da davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının dayandığı tapu tahsis belgelerinden ilki 29.1.1987 tarihli olup, 790 ada 12 parsel numaralı taşınmazın Hazine uhdesinde kayıtlı bulunduğu dönemde davacıya verilmiştir. İkinci olanı ise 9.6.1989 tarihinde düzenlenmiş olup, aynı taşınmazın Vakıflar İdaresi mülkiyetine geçmesinden sonra Vakıflar Genel Müdürlüğünce verilmiştir. Davacı tahsisin kendisine yüklediği bedele ilişkin yükümlülüklerinin yerine getirildiğini bildirerek idare adına olan tapu kaydının iptali ile kendisi adına tescilini istemiştir. Vakıflar İdaresi ise Danıştay 6. Dairesinde yanlar arasında davacının iptal ve tescil istemine yönelik verdiği kararında davacıya tapu tahsis belgesi nedeniyle 790 ada 12 parsel için mülkiyeti kazandıracak biçimde yer verilemeyeceği hükmüne yer verildiği ileri sürülmüş davanın reddini savunmuştur.
Danıştay 6. Dairesinin 26.11.1996 gün ve 1995/7416 Esas, 1996/5347 Karar sayılı hükmü ve bu hükmün onanmasına ilişkin İdari Dava Daireleri Kararı dosya arasına konmuştur. Sözü edilen karara göre, davacı dayandığı tapu tahsis belgesini tapu verilmek üzere idareye sunduğundan bu belge uyarınca tapuya hak kazanamayacağının kendisine bildirilmesi üzerine olumsuz tavrı gösteren idarenin 7.10.1994 gün 15039 sayılı işleminin iptali istenmesi üzerine bitirilen yargılaması sonunda davanın reddine karar verildiği ve davacının temyizi üzerine idare mahkemesi hükmünün 14.5.1999 tarihinde Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 1997/168 Esas, 1999/679 Karar sayılı hükmü ile onandığı anlaşılmaktadır. Eldeki davada da davacı aynı tapu tahsis belgesine dayanarak aynı taşınmazın mülkiyetinin kendisine aktarılmasını istemiştir. İdari yargıdaki davanın tarafları ile temyize konu eldeki davanın tarafı aynı olup, çekişmeye konu taşınmaz ve dayanılan hukuki sebepte aynıdır. İdari yargıda verilen hüküm HUMK.nun 237 maddesi gereğince adli yargı hakimini de bağlayacağından mahkemece davanın yeniden çekişme konusu edilemeyecek kesin hükmün varlığı nedeniyle reddine karar verilecek yerde işin esası hakkında yeniden hüküm tesisi yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Vakıflar İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy