(3402 S. K. m. 12) (4721 S. K. m. 724, 725)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.7.2003 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkı kurulması veya temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dahili davalı yönünden irtifak hakkı kurulmasına ilişkin davanın kabulü ile davalı Belediye Başkanlığı aleyhindeki davanın reddine dair verilen 28.10.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile dahili davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne dahili davalı vekilinin duruşma isteğinin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı kadastro tesbiti öncesi dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazı üzerine yapmış bulunduğu yapının davalı taşınmazına taşkın bulunduğundan bu kısmın 724. maddesi uyarınca adına tescilini, bu mümkün bulunmadığı takdirde taşkın bölüm için yasanın 725/2. maddesi gereğince davalı taşınmazı yükümü ve kendi taşınmazı kazanımı olarak irtifak tesisi istemiştir. Mahkemece davacının ikinci talebi hakkında hüküm tesis edilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı davada hukuki sebep olarak kadastro öncesi nedene dayanmakta ve dava konusu yapıyı kadastrodan önce yaptığını ileri sürmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesince, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tesbitlere bu tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
Olayda davacı kadastrodan önceki hukuki nedene dayandığından dava konusu binanın taşan kısmının bulunduğu parselin hangi parsel olduğu yapılan birçok yasa ve tevhitler sonucu dosya kapsamı ile anlaşılamadığından bu taşınmazın kadastrosunun yapıldığı dönemdeki parsel numarası tesbit edilerek kadastro tutanağının kesinleşme tarihi belirlenerek az yukarıda açıklanan Kadastro Kanununun 12/3. maddesi de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu hususun düşünülmemesi doğru görülmediğinden hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 21.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy