(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.8.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.5.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Çağrı Ö. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nispi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olaya gelince;
Davacı, 530 parseli yararına davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiş, Mahkemece, 531 ve 532 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı 532 parsel maliki vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan 17.05.2005 günlü bilirkişi raporunda geçit için seçenekler işaretlenmiştir. Aleyhine geçit kurulan 532 parsel 232 m², alternatif olarak belirlenen 526 parsel 16.360m², 527 parsel ise 1.580m² yüzölçümlüdür. Geçit kurulan (D) ve (Dr) bölümlerinden 532 parsel sınırları içinde kalan (D) bölümü 25,15m² miktarında olup, bu miktarın parselin yüzölçümünün tamamından düşülmesi ile kalan bölümün ekonomik kullanma açısından sahibine vereceği zarar dikkate alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacıya komşu olup, miktar açısından çok daha fazla alanı kapsadığı anlaşılan 526 ve 527 parsel üzerinden geçit hakkı kurulması hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine uygun düşeceğinden, anılan seçenekler doğrultusunda gerek duyulursa yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişiden rapor alınmalı, sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Bu yön gözetilmeden hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de;
Geçit hakkı davalarında geçit ile yükümlendirilen taşınmaz maliklerinin daha fazla külfete katlanmamaları için geçit bedelinin onlara ödenmek üzere hükümden önce depo ettirilmesi gerekirken bu hususun yerine getirilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy