(4342 S. K. Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.4.1996 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; bir kısım parseller yönünden açılmamış sayılmasına, bir kısım parsel yönünden vazgeçmiş sayılmasına dair verilen 6.6.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Dava, 17.04.1996 tarihinde mera iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile açılmıştır. Ancak 7.6.2004 tarih ve 5178 sayılı Yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3. madde ile de; Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, ilgili Belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen ibka edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kişilere tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden taşınmazların halen maliki olan kişilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleşen kararlara konu taşınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir. hükmü getirilmiştir. Buna göre, davanın açıldığı tarihte Hazinenin tapu iptali tescil isteme davasını açma hakkının varlığı açıktır.
07.06.2004 tarih ve 5178 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ve eklenen geçici 3. madde de belirtilen koşulların davalı Belediye yararına oluştuğu mahkemece de doğru bir biçimde saptandığına göre, davacı Hazinenin davadan vazgeçmiş sayılması gerekecektir. Bu gerekçe ile dava sonuçlandırılırken yargılama giderleri ve o cümleden olan avukatlık ücretlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdiri gerekir. Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle söz konusu değişiklik ve geçici 3. maddenin yürürlükte olmaması nazarı dikkate alındığında davası reddedilen davacı Hazine aleyhine mahkeme masrafları ve ücreti vekalete hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK. nun 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilini sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenle hüküm fıkrasının ikinci bendinin dört numaralı paragrafında yer alan ...yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, sözcüklerinin çıkartılarak yerine 765,10 YTL yargılama giderinin davalılardan alınmasına sözcüklerinin yazılmasına; altı numaralı paragrafının hükümden bütünüyle çıkartılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 08.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy