(4342 S. K. m. 3)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.8.2005 gününde verilen dilekçe ile mera iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.5.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine vekili ve davalı K. Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı köyü temsilen vekili A. Sarı tarafından verilen dilekçe ile hudutları gösterilen ve kadimden beri Yeniköy Köy Tüzelkişiliğinin merası olarak kullanıldığı iddia edilen 511637 m2'lik taşınmazın, 1956'da yapılan kadastroda tespit harici bırakılmış iken, sonradan hazine talebi ile ölçülerek haritaya bağlandığı ve takip eden işlem ile de 658 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, bunu takiben davaya konu bu yerin Köylere Hizmet Götürme Birliği adına tahsisinin yapılarak resmi satışının dahi yapılmak suretiyle Mülkiyetinin K. Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği adına tapuya bağlandığı açıklanarak, özel mülkiyete konu teşkil etmeyen bu taşınmazın mülkiyet sicilinde özel mülk olarak kalmasının yasaya aykırı düştüğü belirtilerek iptaliyle Yeniköy Köy Tüzel Kişiliği adına mera siciline tescili istenilmiş, davalılar davanın reddini savunmuşlar, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm her iki davalı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazın hazine istemi ile tapuya tescilinin sağlanmasından çok önce, 1956 yılında taşınmazın da bulunduğu Yeniköy hudutları içersinde 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince kadastronun yapıldığı ve buna göre tapu sicilinin oluştuğu anlaşılmaktadır. Dosyaya getirtilen çevre parsel tutanakları ve tapu kayıt örnekleri ile uyuşmazlık konusu 658 parselin kuzey ve batı yönlerinin çapa bağlandığı ve bunlardan 455 parselin Vakfa ait bir arazi, 456 parselin ise Yeniköy köyünün merası olarak sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Fen bilirkişisi H. Küçük tarafından çizilen ölçekli krokisine göre uyuşmazlık konusu parselin diğer yönleri ise P. Yaylası ile çevrilidir.
Yeniköy köyünün kadim köy olmadığı, 1935 yılında Bulgaristan'dan gelen göçmenlere iskanen tahsis edilerek kuruluşunun yapıldığı, davacı tanıklarından H. Öztürk tarafından ifade edilmiştir. Bir yerin kadim mera olduğunun kabul edilebilmesi için meranın mutasarrıfı olan köyün de kadim olduğunun kanıtlanması gerekir. Davacı köy 1935 yılında ihdasen kurulduğuna göre kadim mera iddiası dinlenemez.
Bundan ayrı, uyuşmazlık konusu taşınmazın kuzey bitişiğini oluşturan 455 parsel hakkında, yapılıp bitirilen K. Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.11.1958 gün, 1956/1510 esas, 1958/343 karar sayılı ilamına göre, o davada uyuşmazlık konusu yapılan parsellerden 455 numaralı olanının şimdiki sahibi bulunan Vakfa ait olduğu kabul edildiği gibi güneyini oluşturan bölümünde (eldeki davada uyuşmazlık konusu edilen yerdir.) Önceden verilmiş şer'i ilamlarda nazara alınarak Yeniköy hükmü şahsiyeti ile bir ilişkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu hüküm davacı köy bakımından güçlü delil niteliğinde sayılmak gerekir. Şu hale göre uyuşmazlık konusu taşınmazın Yeniköy Köyü Tüzel Kişiliği ile mera ilişkisinin bulunduğunu söylemek mümkün bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi yerine olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 27.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy