(7201 S. K. m. 35) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.04.2005 gününde verilen dilekçe ile düzenleme gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.06.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı R. Bağcı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davalılardan N. Aydın ile S. Yavaşoğlu'na çıkarılan dava dilekçesi ekli duruşma davetiyeleri, davacı tarafından adres olarak bildirilen Müslüm Köyünden adres bildirmeden ayrıldıklarını ve açık adresleri bilinmediği gerekçesiyle iade edilmiş, bu kez hiçbir adres araştırması yapılmaksızın aynı adreste Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edildiği yolunda tebligat parçasının arkasına şerh verilerek mahkemeye gönderilmiş ve mahkemece bu tebligatlar geçerli sayılmıştır. Oysa adı geçen davalılara Müslüm Köyündeki adreste daha önce hiçbir tebligat yapılmadığı gibi, dosyada mevcut Ankara 36. Noterliği tarafından düzenlenen 17442 yevmiye numaralı vekaletnamede her iki davacının da açık adresi yazılı olup, 35. maddeye göre yapıldığı bildirilen tebligatlar bu adrese de gönderilmiş değildir.
Oysa Tebligat Kanununun 35. maddesine göre çıkarılan tebligatın geçerli sayılabilmesi için, muhatabın ya evvelce geçerli tebligat yapılan adresini yenisini bildirmeden terk etmiş, ya da daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerine yapılmış olması gerekmektedir.
Adı geçen davalılar hakkında noter önünde bildirdikleri adrese çıkarılmış hiçbir tebligat yoktur ve davalılar duruşmalara da katılmamışlardır. Bu durumda davalıların usulüne uygun şekilde duruşmalara davet edildiklerini söylemeye olanak yoktur.
Mahkemece davalı N. Aydın ve S. Yavaşoğlu'nun HUMK. nun 73. maddesi uyarınca usulüne uygun biçimde mahkemeye davet edilmeden ve adı geçen davalılara savunma hakkı tanınmaksızın duruşmaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy