(4721 S. K. m. 684/1, 718/2)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.5.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi ve yıkım istemlerinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine dair verilen 13.6.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza taşkın yapılarak oluşan elatmanın giderilmesi, yıkım ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım istemlerinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş,
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1- Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2. maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3194 sayılı imar yasasının 18/9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde ...Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahiplerin tarafından kullanılmasına devam olunur. şeklindedir.
Getirilen bu özel hüküm ile, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan, kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duyulmuştur.
Somut olaya gelince;
Mevcut bilirkişi raporundan davalıya ait yapının davalının hisseli veya tamamen maliki bulunduğu bir parsel üzerinde iken imar uygulaması sonucu oluşturulan ve davacının paydaşı olduğu taşınmaz üzerine kaydırılmak suretiyle taşkın hale gelip gelmediği anlaşılamamaktadır. Esasen mahkemece bu konuda yeterli delil de toplanmamıştır. Gerçekten, arzın mütemmim cüz'ü olan yapı ile zemin arasındaki ilişki açıklanan bu durumdan dolayı kesilmiş ise yapı bedeli ödenmediği veya taraflar herhangi bir şekilde anlaşmadığı sürece davalının elatmasının önlenmesi Yasa hükmü gereğince istenemeyeceğinden bu konuda durumu açıklığa kavuşturacak yeterli deliller toplanmalı, yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Davanın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent uyarınca davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy