(4721 S. K. m. 702, 1027) (1086 S. K. m. 13)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.10.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.03.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 186 ada 15 ve 102 ada 131 parsel numaralı taşınmazlara ait tapu kayıtlarının malik hanesinde Ahmet kızı Nurdane Arslan olanak yazılı bulunan isminin Ahmet Kızı Ayşe Pınar olarak düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik yada hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK. nun 13. maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu parsellere ait kadastro tutanaklarının edinme sebebine ilişkin bölümün incelenmesinde, taşınmazların senetsizden zilyetleri adına tescil edildiği, zilyetlerden Ahmet Arslan'ın 1993 yılında ölümü ile verasetini karısı Ömer kızı Naime ve bundan doğan evlatları Nurdane ile Ramazan Arslan'a terk ettiği belirtilerek bunlar adına tespit ve tescil edilmiştir.
Dosyaya sunulan 09.02.1993 tarih ve 1993/95 Esas, 1993/84 Karar sayılı veraset ilamı ve Ahmet Arslan'a ait nüfus aile kayıt tablosuna göre Ahmet Arslan'ın 25.01.1993 tarihinde öldüğü mirasını eşi Naime ile çocukları Ramazan ve Ayşe Pınar'a bıraktığı anlaşılmıştır.
Toplanan kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar muris Ahmet'in Nurdane Arslan adında bir kızı mevcut var ise de, 25.01.1970 tarihinde doğan Nurdane'nin 26.08.1972 tarihinde öldüğü sabit olup, 2002 tarihinde yapılan tespitte mirasçı sıfatıyla malik olması mümkün değildir. Tespit tarihine göre Ahmet'in mirasçısının Nurdane değil Ayşe Pınar olduğu anlaşıldığından yanlışlığın maddi hatadan kaynaklandığı, bir başka değişle mülkiyet naklinden söz edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz yatırana geri verilmesine 28.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy