(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.7.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.5.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine öteden beri kamu malı mera niteliğini sürdüren taşınmazın 1990 yılında yapılan kadastro da vergi kaydı ve zilyetlik hukuki nedeniyle davacı adına yazıldığını belirterek mera niteliğindeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile özel mülkiyete geçirilemeyeceğini ileri sürerek davalı adına yapılan tescilin iptali ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasını istemiş, davalı davanın reddini savunmuş mahkemece davalı dayanağı 1937 tarih 106 tahrir numaralı vergi kaydının uyuşmazlık konusu taşınmaza uyduğundan ve kadim mera olduğunun da kanıtlanamadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait pafta örneği ve dosyaya alınan diğer belge ve bilgilere göre davaya konu taşınmazın uzak ve yakın çevresinin büyük bölümü mera olarak sınırlandırılan 119 ada 26 ve 127 ada 2 numaralı parseller ile çevrili bulunmaktadır. İlk keşifte hazır edilen ziraat bilirkişileri Abbas Ateş ile Adil Tüzen düzenledikleri 13.11.2003 günlü raporlarında uyuşmazlık konusu taşınmazın etrafındaki arazilerin fiziksel özellikleri itibariyle mer'a nitelikli olduğunu açıkladıktan sonra davaya konu taşınmazında benzer özellikler gösterdiğini belirtmişlerdir. İkinci keşifte hazır edilen ziraat bilirkişisi Fehmi Türkan'da 24.4.2006 günlü raporunda bir önceki bilirkişilerin raporu doğrultusunda görüş bildirmiştir. Bütün bilgiler davaya konu taşınmazın mer'adan kazanıldığını açıkça göstermektedir. Bir taşınmaz hakkında düzenlenmiş bulunan vergi kaydının mülkiyete karine oluşturabilmesi ancak o yerin özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden olması halinde mümkündür. Uyuşmazlık konusu taşınmaz mera niteliğinde olduğuna göre kadastro sırasında bu yere uygulandığı anlaşılan 1937'ye 106 numaralı vergi kaydı mülkiyeti kazanma bakımından bir değer ifade etmez. Bundan ayrı bir taşınmazın mera nitelikli olması ayrı bir şey, herhangi bir köy ya da belde adına tahsisinin bulunması ya da tahsis yok ise kadim kullanma hakkının hangi köy yada belde de bulunduğunun belirlenmesi ayrı bir şeydir. Tahsis ve kadim hak üzere bir mutasarrıfın bulunmaması mera arazisini mer'a niteliğinden çıkarmaz. Hazine yasa gereği mer'alar hakkında çıplak mülkiyet sahibi olma sıfatını her zaman sürdürür ve bu iddia ile açtığı davaların zaman dilimine bağlı kalınmaksızın her zaman dinlenme olanağı vardır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle uyuşmazlık konusu taşınmazın mer'adan edinildiği kanıtlanmış bulunduğundan davanın kabulüne karar verilecek yerde olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy