(4721 S. K. m. 683, 724)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.4.2004 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza müdahalenin önlenmesi, birleştirilen davada davacı Ali Akbıyık vekili tarafından 16.9.2004 tarihli dilekçe ile temliken tescil karşılık davada, kal ve tazminat isteminin saklı tutulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine, karşılık davanın kabulüne dair verilen 23.3.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çapa bağlı taşınmaza elatmanın önlenmesi, birleştirilen dava Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı temliken tescil, birleştirilen davada açılan karşılık dava yıkım istemlerine ilişkindir.
Mahkemece kayıt maliki tarafından açılan elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, birleştirilen temliken tescil davasının ise, yasanın aradığı koşullar bulunmadığından reddine karar verilmiş, hükmü avukatlık ücreti noktasından davacı reddolunan temliken tescil istemi nedeniyle birleştirilen davanın davacısı temyiz etmiştir.
Gerçekten; Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmünce bir şeye malik olan kimse o şeye haksız olarak elatılmakta ise, mülkiyet hakkına dayanarak haksız elatmanın önlenmesini isteyebilir. Malik tarafından açılan böyle bir davaya karşı mülkiyet hakkı bulunmayan ancak, başkasına ait zemin üzerine yapı yapan kişi koşulların oluşması halinde, mülkiyet hakkı sahibinin açtığı davaya karşı koyabileceği gibi yapı sebebiyle üzerinde bulunduğu taşınmazın Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayanarak adına tescilini talep edebilir.
Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayanılarak açılan davalarda tescil isteminin kabulü için;
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde temelli kalması amacıyla bir yapının yapılmış olması,
İnşaat yapılırken taşınmazın kayden maliki kim ise bu hakkın ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülmesi,
Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin inşaatın başlangıçtan bitimine kadar iyi niyetli olması diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğunu ya da 05.07.1944 tarih 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi,
Yapının dava tarihine göre hesaplanacak değerinin zemin değerinden açıkça fazla olması,
Yapının bulunduğu arazi parçası taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu edilecek yer, diğer bir ifadeyle inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanının mevcut yasalar uyarınca ifraz olanağının bulunması ve iptali iddia edilen yer bedelinin arsa sahibine ödenmiş olması gerekir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz 150 m2 yüzölçümünde üzerine 58.50 m2 bina yapılmış, 4 parsel sayılı taşınmazdır. Temliken tescil davasının davacısı olan Ali Akbıyık 4 parsel sayılı yeri kayıt maliki Elmas'ın oğlu Yusuf'tan haricen satın aldığını ileri sürmüş, bu iddiasını mahkemeye ibraz ettiği belgelerle kanıtlamıştır. Diğer taraftan mahkemece dinlenen tanıklar temliken tescil davacısı Ali'nin çekişmeli taşınmazın gerçekte satın aldığı Yusuf'a ait değil annesi olan davacının maliki olduğunu bildiğini ifade etmiştir.
Az yukarıda sözü edildiği üzere, davalı ve birleştirilen davanın davacısı 4 parsel kayıt malikinin davacı Elif olduğunu bildiği halde taşınmaz üzerine bina yaptığından iyi niyetli kabul edilemez.
Sonuç: Davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy