(4721 S. K. m. 725)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.10.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal olmadığı takdirde arsa bedelinin tahsili ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; men'i müdahale, arsa bedeli ve tazminat taleplerinin ve temliken tescil davasının kabulüne, kal'e yönelik davanın reddine dair verilen 24.3.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-k.davalı Hatice vekili ile davalılar karşı davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil tahsili, ikinci kademedeki istek tazminat taleplerine, karşı dava ise Türk Medeni Kanunun 725. maddesine dayalı taşkın yapı nedeniyle taşan kısmın bedel karşılığı tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, mülkiyet hakkı sahibi davacının elatmanın önlenmesi davası arsa bedeli ile taşan kısımdan ötürü yoksun kalınacak gelir kaybının davalı ve karşı davacıdan faizi ile birlikte tahsili şeklinde kabul edilmiş, karşı dava ise davacılara ait 4310 parselden bilirkişi krokisinde işaretlenen 68.66 metrekare taşınmaz tapu kaydının iptali ile davalıların 4311 parseline ilavesi suretiyle hüküm altına alınmış, hükmü davacı ve karşı davalılar temyiz etmiştir.
Dosyada toplanan tüm deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davalılara ait 4311 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının davacının maliki olduğu 4310 parsele taşkın yapıldığı, taşkın alanın 68.66 metrekare olduğu, meydana gelen taşkınlığın kadastrodan sonra yapılan imar planları ile imar ıslah planları düzenlenirken ortaya çıktığı, böylelikle davalıların iyiniyetli oldukları anlaşılmaktadır. Gerçekten Türk Medeni Kanunun 725. maddesi hükmünce taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arz parçasının kendisi adına tescil edilmesini isteyebilir. Türk Medeni Kanunun 725. maddesine dayalı tapu iptali tescil davalarında bu davanın kabulü için aranan en önemli koşul iyiniyetin varlığı olduğundan ve somut olayda, taşkın yapının aplikasyon hatalarından kaynaklandığı, açıkçası davalıların iyiniyetli oldukları, taşan kısmın imar mevzuatına göre de ifraz olanağı bulunduğu saptandığından ayrıca, taşan kısım zemininin tescilini isteyen tarafın arz bedelini ve arazi sahibinin bu kısmın yitirilmesinden dolayı uğradığı müsbet zararlarını ödemekle sorumlu bulunduğundan davanın yazılı olduğu şekilde kabulünde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Bu itibarla, davacı ve davalıların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Davacı 2.12.2005 günlü ıslah dilekçesi ile bilirkişilerin arsa bedeli olarak buldukları 12.015.500.000 TL.ye davanın açıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesini istedikleri halde davacının faiz istemi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar kurulmaması yanlıştır.
Diğer taraftan, mahkemece gerek davalı ve karşı davacılar adına tescil edilen taşınmaz nedeniyle takdir edilen arsa bedeli, gerekse davacının müsbet zarar tutarı olarak saptanan 61.629.216.000 TL. davacı ve karşı davalıya ödenmek üzere mahkeme veznesine depo ettirilmeksizin hüküm kurulmuştur. Davacı mülkiyet hakkı sahibinden kaynaklanmayan nedenlerle davalı ve karşı davacıların istemleri kabul edildiğinden mülkiyet hakkı sahibi davacının icra takibi ve sonuçlandırılması gibi bazı ek külfetlere maruz kalmaması için mülkiyet hakkı sahibinin hak ettiği saptanan tutarlar mahkemeler veznesine depo ettirilerek karşı davanın birlikte ifa kuralı doğrultusunda kabulü gerekirken bu hususun gözetilmemesi de doğru olmamıştır.
2- Davacı 2.12.2005 tarihli ıslah dilekçesinde müsbet zarar tutarı olarak 61.629.216.000 TL.ye dava tarihinden geçerli faiz yürütülmesini istemiş, davacının bu istemi hüküm altına alınmıştır. Davacının dilekçeyi verdiği bu tarihten önce faiz istemi yoktur. O yüzden davacının müsbet zararını ancak ıslahın yapıldığı 2.12.2005 tarihinden geçerli faiz yürütülebilir. Faizin ıslah tarihi yerine dava tarihinden başlatılması da usul ve yasaya aykırıdır.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davacı mülkiyet hakkı sahibi yararına, 2.bent uyarınca da davalılar ve karşı davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy