(3402 S. K. m. 41)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.4.2005 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.5.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 196 parsel sayılı taşınmazı ile davalıya ait 672 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre düzeltme işlemi yapıldığını ve bu işlemle davalıya ait taşınmaza mülkiyet aktarımı olduğunu ileri sürerek kadastro müdürlüğünün düzeltme işleminin iptalini istemiştir.
Davalı davaların reddini savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile, düzeltme işleminin doğru olduğu, ancak, hesap hatalarının saptanması nedeniyle taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen bilirkişi raporlarına göre taşınmazların kadastral durumlarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir. Anılan hüküm, Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re'sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re'sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir. şeklindedir.
Kadastro müdürlüğünün resen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı düzeltme işlemlerinin ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin Sulh Hukuk Mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişileri hasım göstererek işlemin iptalini isteyebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce resen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Yargılama sırasında da mahkemece, düzeltme işleminin 41. madde kapsamında, ölçü, tersimat, hesaplama veya sınırlandırma hatasının bulunup bulunmadığını, taşınmazın orijinal ölçü değerleri ile kesinleşen geometrik durumları arasında inceleme yaparak ve taşınmazların fiili kullanım durumları da gözetilerek bilirkişiler aracılığı ile saptanır ve oluşacak sonuca göre karar verilir.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde;
1- Davalı 672 parsel malikinin başvurusu üzerine taşınmazda saptanan tersimat hatası giderilmiş olup, işlem sırasında yapılan hesap hataları da mahkemece yeniden düzeltilmiştir. Mahkemenin araştırma ve inceleme yöntemi usulünce olup, denetlemeye elverişli yeterli bilirkişi raporu da nazara alınarak hüküm kurulduğundan davacı ve davalı Müzeyir Çetin'in temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davalı kadastro müdürlüğünün temyiz itirazlarına gelince, düzeltme işlemi kadastro müdürlüğünce resen yapılmadığı halde kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif dava ehliyetinin bulunmadığı noktasından reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiş ise de bu kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numarada yazılı nedenlerle; davacı ve davalı Müzeyir Çetin'in temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatıranlara iadesine, 23.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy