(4721 S. K. m. 3)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.5.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.10.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, mera savına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı köy tüzel kişiliği temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından 18750 m2 yüzölçümündeki 164 parsel sayılı taşınmazın ham toprak niteliğinde hazine adına tesbitinin yapıldığı 1999 yılındaki bu tesbitten sonra Hazine'nin ihale ile satışı sonucu davalı Hüseyin Taşlıçukur'un 30.4.2003 tarihinde taşınmazı satın aldığı anlaşılmaktadır. Davalı Hüseyin Güzelce köyü muhtarıdır. Bu davadan önce Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/28 esasında kayıtlı davada davacı Çukuralan köyü, Güzelce Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine elatmanın önlenmesi davası açmış, mahkemece dava konusu yerin taraf köylerin müştereken istifade ettikleri mera olduğu saptanarak davacı köyün meradaki müşterek payına elatmasının önlenmesine karar verilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Mahkemece yapılan uygulamada dava konusu yerin Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesinin hükmen mera olarak belirlediği alan içinde kaldığı saptanmıştır. Görülüyor ki, dava konusu 164 parselin mera niteliğinde olduğu yönünde güçlü delil vardır. Her ne kadar kural olarak tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının Medeni Kanunun 1023. maddesi hükmünce korunması gerekir ise de aynı yasanın 1024. maddesine göre, bir aynı hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Kayıt maliki davalı Hüseyin Taşlıçukur az yukarıda söylendiği üzere Güzelce köyünde ikamet eden ve halen o köyün muhtarı olan kişidir. Konumu gereği kendisinden beklenen özeni göstermeyen Hüseyin'in Medeni Kanunun 3. maddesince ayrıca kötü niyetinin karşı tarafça ispatı gerekmediğinden dava konusu taşınmazı mera olduğunu bilerek satın alması nedeniyle aynı hak kazanımı korunamaz. Yörede çalışma yaptığı anlaşılan Mera Komisyonun da hukuken mera olduğu saptanan dava konusu taşınmazı mera kaynakları arasına almamış olması da dava konusu taşınmazın mera niteliğini etkilemez. Böyle olunca mahkemece istemin kabulü ile taşınmazın davacı köy ile Güzelce Köyü'nün müşterek kullanımına terk olunan mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi yerine yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 30.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy