(818 S. K. m. 22, 213) (4721 S. K. m. 706, 1023, 1024) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.01.2003 ve 05.06.2003 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.07.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil, birleştirilen dava muvazaalı temlik nedeniyle tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir.
Davalı Meculi Demir, taşınmazı diğer davalı Sebahattin'den 1997 yılında haricen satın aldığını ancak, senedi annesinin imzaladığını, dava konusu taşınmazın 775 sayılı yasa hükümleri uyarınca tahsis edildiğinden resmi satışın takyit süresinden sonra 20.12.2002 tarihinde yapıldığını, muvazaalı satışın söz konusu olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine muvazaalı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan tam iki tarafa borç yükleyen, kişisel hak veren sözleşmelerdir.
Somut olayda 17.02.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun düzenlenmiş tapudaki devrin 03.07.2002 tarihinde yapılması kararlaştırılmıştır. Davacı, 08.07.2002 tarihli ihtar ile tapunun adına devrini istemiştir.
Davaya konu gayrimenkul 775 sayılı yasa hükümleri uyarınca 03.07.1992 tarihinde 1/2 hisse itibariyle davalılardan Sabahattin adına tahsis edilip tapusu verilmiş, diğer davalı Meculi Demir'e 20.12.2002 tarihinde resmi satışı yapılmıştır.
Gerçekten Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının korunması gerekir ise de, yasanın 1024. maddesi hükmünce bir ayni hakkın yolsuz tescili halinde yapılan temlik nedeniyle hakkı zedelenen kimse tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişiye karşı ileri sürebilir.
Dosya kapsamından harici satış sözleşmesi Meculi'nin annesi Döndü ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava 05.09.2002 tarihinde açılmış, 16.09.2002 tarihinde verilen tedbir şerhinin konması Tapu Sicil Müdürlüğünden istenmiş, ancak şerh işlenmeden taşınmaz 20.12.2002 tarihinde davalı Meculi'ye resmi senetle devir edilmiştir. Davacı tanıkları, davalılar arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu ifade etmişlerdir. Gerek taşınmazın davalılar arasındaki temlik işleminin davanın açılmasından ve tedbir şerhinin işlenmesinden önce yapılması ve gerekse tanık beyanları davalı Meculi'nin satış vaadi sözleşmesini bildiğini temlikin davacının sözleşmeden doğan haklarını bertaraf etmek amacıyla ve kötü niyetli yapıldığını gösterir. Böyle olunca istemin kabulü yerine somut olaya uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirmeyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy