(3402 S. K. m. 16)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.12.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, yol olarak terkin ve men'i müdahale istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.07.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 112 ada 2, 113 ada 1 ve 5 parsellerin sınırında bulunan yolun bir kısmının kadastro çalışmaları sırasında davalılara ait 212 ada 1 parsel içerisinde tespit ve tescil edildiğini belirterek, davalılara ait tapu kaydının iptali ile bu kısmın yol olarak terkini ile davalılarca yapılan binanın kal'i yoluyla müdahalenin önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, yolun kadastrodan önceki hali ile zeminde mevcut olduğunu ve davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı-Karşı davacı Mehmet ise dava konusu yerin adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, dava ve karşı davanın reddine dair verilen karar tarafların temyizi üzerine Dairemizin 15.12.2003 tarih 2003/5849 Esas, 2003/8625 Karar sayılı ilamı ile özetle; kadastro çalışmaları sırasında bir kısım yolun davalılar taşınmazı içerisinde tespit gördüğü sabit olup, bu kısmın belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi ve karşı davanın da eldeki davadan ayrılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur, davalıların karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Yerel Mahkemece, bozma kararına uyularak karşı dava hakkında ayırma kararı verilmiştir. Yol olarak terkin ve yola elatmanın önlenmesi istemine ilişkin dava yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 03.07.2006 tarihli bilirkişi raporunda `D` harfi ile gösterilen 1.86 m2'lik kısmın yol olarak terkinine ve davalıların bu kısma müdahalelerinin önlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesinde belirtildiği üzere yollar, orta malı niteliğindedir. Yolun, köy orta malı, kamu malı sayılabilmesi için bir tahsis veya kadimden beri kullanım durumu olmalıdır. Dava konusu edilen bir kısım yerin kadastrodan önce de yol olarak kullanıldığı bir başka deyişle kamu malı niteliğinde yol olduğu yapılan keşifler, mahalli bilirkişi, tanık beyanları ile sabit olup, Dairemizin 15.12.2003 tarihli bozma kararında bu husus kabul edilmiştir. Ne var ki; bu yolun hangi sınırlar içerisinde olduğu hususunda dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında çelişki mevcuttur. Belirtilen nedenle mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak önceki raporlar da gözetilmek suretiyle dava konusu yer kesin olarak saptanmalı, bu yer elektronik aletle ölçülerek infaza elverişli rapor hazırlattırılmalı ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine, 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy