(3402 S. K. m. 12, 16)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.6.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen 19.7.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 4 parsel numaralı taşınmazın, Böğürdelen Köyü ile Karakütük Köyünün müşterek merası olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davaya fer'i müdahil olarak katılan Böğürdelen Köyü Tüzel Kişiliği de taşınmazın davacı köy ile müşterek meraları olduğu iddiasını yinelemiştir.
Mahkemece, 4 parsel numaralı taşınmaza ait kadastro tutanağının 12.9.1986 tarihinde kesinleştiği, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mer'a iddiasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve mer'a olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 16/B maddesinde belirtildiği üzere mer'a, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır. Sözü edilen orta malları, bazı yasal durumlar ayrık olmak üzere özel mülkiyete konusu olamazlar, tapuya tescil edilemezler, zilyetlik ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilemezler. Bu tür taşınmazlar için tapu sicili kurulması söz konusu olmadığından 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı yoktur.
Bu nedenle, tarafların delilleri toplanarak varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, olaya uygulama olanağı bulunmayan hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 21.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy