(1086 S. K. m. 1, 8) (492 S. K. m. 16) (HGK. 29.03.2006 T. 2006/14-91 2006/115 K.)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.9.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve birleşen dava ile satış vaadi sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 29.7.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Yıldız, Emine, Mürüvvet, Ali, İsmet ve Yılmaz İ. vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 15.9.2003 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, birleşen davanın reddine kararı verilmiş, hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Davada 31.3.1970 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşmede satımı vaad edilen dava konusu taşınmazların 50.000 TL değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda söylendiği üzere dava 15.9.2003 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesince müdahalenin men'i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK. nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh Mahkemelerinin görevini tayin eden 8. madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenerek görevli mahkemeyi tayin etmek gerekir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Kamu düzeninden olan görev hususu araştırılmadan işin esası hakkında karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy