(4721 S. K. m. 702, 1027) (1086 S. K. m. 13)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.5.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim ve soy isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.11.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK. nun 13. maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı dava dilekçesi ile dava konusu 66 ada 111 parsel sayılı taşınmazda murisinin tapuda İsmail yazılı baba adının ve Ayşe yazılı adının nüfus kaydına uygun olarak Hacı İsmail kızı Ayşe Korkmaz olarak, 09.11.2005 tarihli celsede davacı vekili talebini kısmen ıslah ederek murisin soyadının Özsoy ( İşbilir ) olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, davaya konu taşınmazların malik hanesinin Hacı İsmail kızı Ayişe Özsoy (İşilir) olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğü vekili kararı temyiz etmiştir.
Dava Medeni Kanunun 1027. maddesi gereğince tapuda isim düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Tapu Kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunup, kamu düzenine ilişkin kayıt düzeltme davalarından mülkiyet nakline meydan vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının saptanması gerekir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dosya içine ibraz edilen Sorgun Sulh Hukuk Mahkemesine ait 02.07.1997 tarih ve 1997/267-310 esas karar sayılı veraset ilamının altına mahkemece yapılan tavzih beyanında muris Ayişe Özsoy (İşilir)'in kızlık soyadının Korkmaz olduğunun 23.11.1999 tarihli nüfus kaydından anlaşıldığını şerh verdiği, Sorgun Nüfus Müdürlüğünün 24.08.2005 tarihli nüfus kaydında Ayişe'nin kızlık soyadının İşbilir olduğu belirtildiğinden kayıtlar arasında çelişki oluşmuştur. Mahkemece Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile yapılması istenilen araştırma için yazılan müzekkerede Korkmaz soyadına ilişkin araştırma yapılması istenilmiş olup, talebe uygun olarak taşınmazlarda İsmail kızı Ayişe Korkmaz'ın malik olduğunun ve taşınmazın bulunduğu yerde Hacı İsmail kızı Ayşe Korkmaz'ın bulunmadığı tespiti yapıldığı için Cumhuriyet Savcılığınca yapılan araştırma yeterli olmamış, duruşmada dinlenen tanığın muris Ayişe'nin soyadının Korkmaz, baba adının da İsmail olduğunu beyan etmesine göre aranılan bilgiye ulaşılamamıştır.
Mahkemece isteme uygun olarak dava konusu taşınmazın İsmail kızı Ayşe Korkmaz veya Hacı İsmail kızı Ayişe Özsoy (İşilir)'e mi ait olduğu Cumhuriyet Savcılığı vasıtası ile taşınmazın bulunduğu yerden araştırılmalı, yukarıda bahsedilen nüfus kayıtlarındaki çelişkinin giderilmesi için ilgili mahkeme dosyası getirtilmek suretiyle her iki kayıt nüfus müdürlüğünden sorulmalı, dayanak 27.05.1934 tarihli ve 8 numaralı tapu kaydı tapu müdürlüğünden istenerek, kayıt malikinin kim olduğunun tespitine çalışılmalı, mülkiyet nakline yol açmamak için tapuda kayıtlı kişi ile isim tashihi istenen kişinin aynı kişi olup olmadığını tespit etmek suretiyle, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy