(2709 S. K. m. 36) (4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.5.2004 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hasan vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 780 parsel sayılı taşınmazı için davalılara ait 779 ve 804 parsel sayılı taşınmazlardan mecra hakkı istemiştir.
Mahkeme davacının ihtiyacı tedbir isteminin sonuca ulaştırmak amacı ile tensip ile tesbite karar vermiş ve davalıların yokluğundan yaptığı keşif sonucu alınan raporlarda belirtilen değerleri esas alarak Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermiştir. davalı 779 parsel maliki Hasan Uysal'ın temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda keşifte belirlenen güzergahlardan en yüksek değeri olanı esas alındığında Sulh Hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla hüküm bozulmuştur. Bunun üzerine mahkeme bozmaya uymuş, yargılamaya devamla bu kes davanın kabulü ile 780 parsel lehine 779 parselden mecra hakkı tesisine karar vermiştir.
Hükmü 779 parsel maliki Hasan Uysal vekili temyize getirmiştir.
İrtifak hakkı tesisine ilişkin davalarda, davacı taşınmazının su yolu ihtiyacının bulunup bulunmadığının saptanması, en az masraflı ve en az zarar görecek taşınmazın tesbiti, su yolunun niteliği, suyun nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ve irtifak hakkının bedelinin belirlenmesi amacı ile mahallinde yapılacak keşif, en önemli delillerden biridir. Bu nedenle her iki tarafın da usulüne uygun keşfe davet edilmesi gerekir. Somut olayda mahkemenin hükme esas aldığı keşif 4.5.2004 tarihinde davalıların yokluğunda (ihtiyati tedbir istemi ile ilgili olarak) icra edilmiş olup, dava dilekçesi ise aleyhine hüküm kurulan Hasan Uysal'a 20.5.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Her ne kadar davalı Hasan 22.6.2004 tarihli celse de ibraz edilen bilirkişi raporuna bir diyeceği olmadığını ve bu celse aldığı bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunulacağını bildirmiş ise de aynı celse mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve bozmadan sonra da vekili aracılığıyla tedbir talebine istinaden yokluğunda yapılan keşfi kabul etmediğini bildirmiştir. Tüm bunlardan anlaşılıyor ki, davalı Hasan'ın savunma hakkı kısıtlanmıştır. Gerçekten HUMK. hükümleri uyarınca dava dilekçesi ile birlikte duruşma tarihi davalıya bildirilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve savunmaları ve bunların ispatı için gösterecekleri deliller toplanarak sonucuna göre bir karar vermek gerekir iken, henüz taraf teşkili sağlanmadan davalının yokluğunda yapılan keşfe dayanarak hüküm kurulması, davalının Anayasanın 36. maddesince korunmuş olan savunma hakkını kısıtlayan ve usule esaslı aykırılık teşkil eden bir hatadır ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 23.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy