(4721 S. K. m. 747, 748) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı tarafından, davalı Ramazan Demir ve dahili davalılar Ali Keçeci vd. aleyhine 15.3.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.12.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalılardan Ali Keçeci vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Davacı, maliki bulunduğu 754 ada 33 parsel sayılı taşınmaz yararına davalı Ramazan Demir'e ait 34 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucu 34 ve 21 parsel sayılı taşınmazlardan geçecek yolun geçit için daha elverişli olduğunun bilirkişice bildirilmesi üzerine 21 parsel sayılı taşınmaz maliki harçsız dilekçe ile davaya dahil edilerek 34 ve 21 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü 21 parsel sayılı taşınmaz maliki Ali Keçeci temyiz etmiştir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhline kurulacağında geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak yararın geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya bir kaçı tarafından açılabilir.
Somut olayda; aleyhine geçit kurulan taşınmazlardan 21 parsel sayılı taşınmaz maliki hakkında harç da verilmek suretiyle usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı halde bu taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulması doğru görülmemiştir. Söz konusu taşınmaz maliki hakkında ya usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli ya da usul ekonomisi açısından harçlı dilekçe verilmek suretiyle aynı davaya dahil edilmeleri sağlanmalıdır. Bu itibarla 21 parsel sayılı taşınmaz maliki hakkında bu kural çerçevesinde işlem yapılmaması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; geçit davalarında geçit yeri olarak belirlenen bölüm için bilirkişinin takdir ettiği bedelin hükümden önce yükümlü taşınmazlar maliklerine ödenmek üzere mahkeme veznesine depo ettirilmesi gerektiği halde mahkemenin bu yönü de gözardı etmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy