(1086 S. K. m. 1, 8) (492 S. K. m. 16) (HGK. 29.03.2006 T. 2006/14-91 2006/115 K.)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.10.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.1.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Bayram, Kazım ve Yurdagül K. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 5.10.2005 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesince açılmıştır. Mahkemece sözleşmedeki değere bakılarak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz etmiştir.
Davada 10.9.1998 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Bu sözleşmede satımı vaat edilen dava konusu taşınmazların 400 milyon Türk Lirası değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda söylendiği üzere dava 5.10.2005 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesince müdahalenin men'i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK. nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh Mahkemelerinin görevini tayin eden 8. madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenerek görevli mahkemeyi tayin etmek, şayet dava değeri Sulh Hukuk Mahkemesi görevli ise davayı esastan karara bağlamak, keşfen belirlenen değer mahkemenin görevini aşıyor ise görevsizlik kararı vermek gerekir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun 29.3.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı biçimde dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değeri belirlenmeden ve görev hususu açıklığa kavuşturulmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy