(4721 S. K. m. 737)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.7.2001 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.4.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı, davalı Suzan Sungur ile birlikte diğer davalı SS. Doğankent Konut Yapı Kooperatifin üyesi olduklarını kooperatifin ferdileşmediğini, ancak bağımsız bölümleri 25 yıldır kullandıklarını, davalı Suzan'ın kendisine tahsis edilen bağımsız bölümde projeye ve komşuluk hukukuna aykırılık teşkil edecek şekilde eklentiler yaptığını 24.10.1999 tarihli dilekçesinde, davalının evinin önünü merdiven seviyesinde kapatıp oda yapmasına rıza göstermiş ise de 3.12.1999 tarihli ihtarında açıkladığı gibi odanın tavan betonunun merdiven seviyesinden yüksek olması nedeniyle muvafakat yazısının geçersiz olduğunu, eklentilerin deniz manzarasını kapatıp, özel yaşamın mahremiyetini ihlal ettiğini, muvafakatinin kötüye kullanıldığını belirterek davalı Suzan'ın elatmasının önlenmesini eklentilerin yıkılmasını istemiştir.
Mahkemece, davanın kooperatif yönünden husumet yokluğundan davalı Suzan hakkında ise esastan reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Medeni Kanunun 737. maddesi Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyeti sürdürürken, komşularını etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır hükmü ile de malike mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerçek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise; mahkemece kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi gerekir.
Somut olayda;
Mahallinde yapılan keşifler sonucu dosyaya ibraz olunan 26.4.2002 tarihli mimar ve mühendisten oluşan bilirkişi raporunda davalıya ait binanın, ön kısmındaki terasın büyütülüp alt kısmının da oda haline getirildiği, davacı teras ve evinin içinin açıkça görüldüğü aile mahremiyetine zarar verildiği açıklanmış, hukukçu bilirkişi ise ilavelerin özel yaşam mahremiyetini ortadan kaldırıcı nitelikte olmadığını, eklentilerin davacının muvafakatı sınırları içinde kaldığını belirtmiştir.
Dava konusu kısmın imar ve projeye aykırı olduğu ve yıkım gerektiği yargı kararı ile sabittir. Davacı tarafından verilen izinle yapılan terasın genişletilmesi ve oda yapımında komşuluk hukukuna aykırılığından söz edebilmek için az yukarıda açıklandığı üzere hoşgörü sınırının aşıldığının kanıtlanması gerekir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları yeterli olmayıp, çelişkilidir. Davacı, bu eklentilerin muvafakat sınırını aştığını ileri sürmektedir ve bu nedenle de, davalıya durumu ihtarla bildirmiştir. Önceden diğer bağımsız bölüm sahibinin rıza göstermesi, imara aykırı yapılan tadilatı imara ve hukuka uygun hale getirmez. Böyle bir rıza, sahibini bu beyanı ile bağımlı tutamaz. O halde mahkemece şehircilik uzmanı mimar ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalının terasını büyütmesi ve altına oda yapması nedeniyle olağan hoşgörü sınırını aşan bir kullanım halinin olup olmadığı davacının iddia ettiği gibi aile mahremiyetinin bozulup bozulmadığı görüntüsünün engellenip engellenmediği, davacının bir zararının bulunup bulunmadığı saptanarak sonucuna göre bir karar verilmedir.
Bu yönler gözetilmeden davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç. Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereği hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 10.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy