(4342 S. K. Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 417)
Dava: Davacı Hazine vekili tarafından, davalı aleyhine 18.3.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.11.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Uyuşmazlık konusu 107 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların öncesi dava dışı Helvadere Belediyesi Tüzel Kişiliğinin merası olan 608 parsel sayılı taşınmazdan gelmektedir. Davalı bu taşınmazı 20.2.1998 tarihinde belediyeden satış suretiyle edinmiştir. Dosya kapsamından taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapıldığı imar planlarının 21.5.1986 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesinde 5334 sayılı Kanunla değişiklik yapılmış ve bu değişiklikle Hazine adına tescili gereken 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içindeki yerleri yerleşim yeri olarak işgal edilenlerin ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescillerinin bedel talep edilmeksizin aynen devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz önce dava dışı belediye adına tescil edilmiş davalı taşınmazları belediyeye bedel ödeyerek 20.2.1998 tarihinde satın almıştır. Davalı Yasanın geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında sözü edilen, adına doğrudan tescil yapılan gerçek ya da tüzel hukuk kişisi olmadığından davalının Hazineye bir bedel ödemesi gerekmez. Hazinenin belediyeden isteyemeyeceği bir bedeli taşınmazı belediyeye bedel ödeyerek satın alan davalıdan talep etmesi düşünülemez. Bu bakımdan mahkemece davalıya taşınmazın emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı kadar bedel depo ettirilmesi davalının da dava konusu parsellerden 107 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar için belirlenen bedeli depo etmesi, 107 ada 1 parsel sayılı taşınmaz için belirlenen bedeli depo etmemesi nedeniyle 107 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar için depo edilen bedelin davacı Hazineye ödenmesine, 107 ada 1 parsel hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamış, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2- Mahkemece 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2.fıkrasında sözü edilen uygulama yapılarak davacıya taşınmazın emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı Hazineye ödenmek üzere depo ettirilmiştir. Taşınmazın bedeli davacı tarafından depo edildiğine göre dava konusuz kalmaz. Bu gibi durumlarda yasa hükmü gereği Hazinenin Yasa uyarınca davadan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkemenin davanın konusuz kaldığından bahisle 107 ada 2 ve 3 parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine kabule göre, davalının Hazineye ödemek üzere taşınmazın emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısını depo ettirmek demek Hazine tarafından açılan davayı kabul etmek anlamına gelir. Böyle olunca yargılama giderleri ve Avukatlık ücretinin tümünden HUMK. nun 417. maddesi gereğince davalının sorumlu tutulması gerekir. Bu yönün göz ardı edilmek suretiyle oranlama yapılmak suretiyle yalnızca 107 ada 1 parsel yönünden davacı yararına yargılama gideri ve Avukatlık ücretine hükmolunması da doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2. bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 18.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy