(1086 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 702, 1027)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 25.3.2004 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim ve soyadı tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.6.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK. nun 13. maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar, dava konusu 60 parsel sayılı taşınmaz kaydında murisleri Ahmet oğlu Memet Var'ın Mehmet yazılı adının Memet olarak düzeltilmesini ve Var (Çamurdeş) soyadının eklenmesini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne, 60 parsel numaralı taşınmazın malik hanesinin Ahmet oğlu Memet Var olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Davalı idare temsilcisi Tapu Sicil Müdürlüğü kararı temyiz etmiştir.
Dava, Medeni Kanunu'nun 1027. maddesi gereğince tapuda isim düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Tapu Kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunup, kamu düzenine ilişkin kayıt düzeltme davalarından mülkiyet nakline meydan vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının saptanması gerekir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme aşağıdaki nedenlerle hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile yaptırılan araştırma sonucu tapu kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan iki kişi hakkında araştırma yapılmamış, nüfus müdürlüğünden kayıt maliki ile aynı isimde başka şahısların bulunup bulunmadığı sorulmamış, yeterli tanık dinlenilmemiştir.
Cumhuriyet Savcılığınca tespit edilen Ahmet oğlu Mehmet Gerçeker'in yaşadığı anlaşıldığına göre bu kişinin bizzat, diğer Ahmet oğlu Mehmet Eskibal isimli kişinin sağ ise kendisinin, ölmüş ise mirasçılarının kim olduğu ve adreslerinin araştırılarak, tanık sıfatı ile çağrılmak suretiyle dava konusu taşınmazla ilgilerinin olup olmadığı sorulmalı, taşınmazın bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğünden Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile yaptırılan araştırma sonucu tespit edilen kişilerinin nüfus kayıtları getirtilmeli, bunlar dışında kayıt maliki ile aynı isimde bir başka kişinin bulunup bulunmadığı sorulmalı yeterli bilgiye sahip tanık dinlenilmeli, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre bir karar vermek gerektiği halde mülkiyet nakli oluştuğu kuşkusu yaratacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy