(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 17.06.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.01.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmaz tapu kaydında murisinin isminin Rasih Karamada ve baba adının Şıhali yazdığını, nüfus kayıtlarına göre Rasıh Karamanda ve baba adının da Şehali olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı temyize getirmiştir.
Tapuda ad, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemleri, mülkiyet hakkının kullanımını engelleyen ancak bir mülkiyet aktarımına yol açmayan hususların nüfus kayıtlarına uygun şekilde düzeltilmesine ilişkindir. Tapu kaydında isim düzeltilmesi isteğine ilişkin davalar, sicillerin doğru tutulmamasından kaynaklandığından ve sicillerin doğru tutulması da kamu düzenine ilişkin bulunduğundan bu tür istemler vazgeçilmez haklardandır.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz zilyetliğe dayalı olarak 1962 yılında Şıh Ali oğlu Rasih Karamanda adına tespit edilmiş ve itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Dosyada mevcut nüfus kaydı incelendiğinde tapu malikinin soyadının doğru yazıldığı, ancak; ismin Rasıh yerine Rasih ve baba adının da Şehali yerine Şıhali olarak tapuda yanlış yazıldığı görülmüştür. Nüfus Müdürlüğünden yapılan araştırmada tapu maliki ile aynı adı taşıyan kimsenin bulunmadığı, C. Savcılığı araştırmasında ise aynı kişi oldukları ve doğru baba adının Şehali ve soyadının da Karamanda olduğu belirlenmiştir. Dosyadaki mevcut delillerden tapu kaydında ismi ve baba adının düzeltilmesi istenen kişi ile davacının murisinin aynı kişi olduğu, bu tür istemlerde tapu kaydındaki yanlış yazımların nüfus kayıtlarına göre düzeltilmesi gerektiğinden davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy