(4721 S. K. m. 702, 1027) (1086 S. K. m. 13)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.4.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.2.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK. nun 13. maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava, tapuda murisin isminin nüfus kaydına uygun şekilde düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne 112, 136, 295, 309, 326, 328 ve 510 sayılı parsellerde paydaş kayıt maliki Mehmet kızı Zeliha Özbilen yazılı ismin Mehmet kızı Zeliha Uyarlar şeklinde düzeltilmesine yine dava konusu 82.111, 226, 318, 391, 441, 443, 901, 902 ve 903 sayılı parsellerde paydaş kayıt maliki Mehmet kızı Zeliha Uyar olan soyadının Mehmet kızı Zeliha Uyarlar şeklinde düzeltilmesine yine dava konusu 287, 320, 397 ve 855 sayılı parsellerde hissedar malik tapuda Zeliha olan kaydın Mehmet kızı Zeliha Uyarlar olarak düzeltilmesine yine dava konusu 855 sayılı parselde hissedar malik tapuda Zeliha Uyar yazılı kaydın Mehmet kızı Zeliha Uyarlar şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Davalı idare vekili kararı temyiz etmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. 855 sayılı parselin tapu kaydında 56/2688 pay maliki Zeliha'nın Osman mirasçısı olduğu yazılı olup 320 sayılı parselin tapu kaydında paydaş Zeliha'nın Hamide kızı olduğu yazılı olmasına rağmen bu husus üzerinde durulmamıştır. Ayrıca dava konusu parsellerin büyük çoğunluğu Zeliha ve diğer paydaşlar adına hükmen mahkeme kararı ile tescil edilmiş olduğu yazılı olduğu halde tescil dosyaları getirtilerek bu dosyalar içinde murisin ve kayıt malikinin kimliğine ait bilgilerin araştırılması, tapulama ile oluşan diğer taşınmazların tapulama tutanaklarının getirtilerek tutanaklarda yazılı açıklamalar ile davacı murisi arasındaki bağlantının, şahit beyanları, nüfus kayıtları ve gerekirse bilirkişi incelemesi ile araştırılması gerekir. Yukarıdaki ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılıp tüm deliller toplandıktan sonra neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tesis edilen hüküm doğru görülmediğinden noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.5.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy