(4721 S. K. m. 747, 748) (743 S. K. m. 671)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.6.2001 tarihinde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalılar Celal Can ve Hacı Turan yönünden kabulüne dair verilen 14.7.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalılardan Hacı Turan tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
1- Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve bütün dosya içeriğine göre davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ait davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit sebebiyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için ön görülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm gününe yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Yasanın 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ait davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı maliki bulunduğu 1207 parsel lehine davalılara ilişkin 1206, 1209, 1210 ve 1213 parsel s. taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Mahkemece 1213 parsel s. taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü 1213 parsel maliklerinden Hacı Turan temyiz etmiştir.
Dava, 5.6.2001 gününde açılmıştır. Hüküm ise 14.7.2005 gününde verilmiştir. Kurulan geçit yeri için ön görülen bedel 14.2.2002 gününde yapılan keşifte belirlenmiş ve depo edilerek hüküm altına alınmıştır. Geçit davalarında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi egemendir. Hal böyle olunca dava tarihi ile karar tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişik yaratacak uzunca bir süre geçtiğinden, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacaktır. Mahkemece hüküm gününe yakın yeni bir değer tespiti yapılarak karar verilmelidir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2) numaralı bent uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 03.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy