(4342 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.3.2004 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.12.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, davalıya ilişkin 229 ada 3 parsel s. taşınmazın evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ile tescil istemiştir.
Mahkemece, 4342 s. Mera yasasının geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında sözü edilen uygulama yapılarak taşınmazın emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısını Hazineye ödenmek üzere verilen süre içerisinde depo edilmemesi sebebiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 229 ada 3 parsel s. taşınmazın öncesi dava dışı Helvadere Belediyesi Tüzel Kişiliğinin merası olan 608 parsel s. taşınmazdan gelmektedir. Davalı bu taşınmazı 17.12.1996 gününde belediyeden satış suretiyle edinmiştir. Dosya kapsamından taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapıldığı imar planlarının 11.10.1996 gününde kesinleştiği görülmektedir.
4342 s. Mera Yasasının geçici 3. maddesinde 5334 s. Kanunla değişiklik yapılmış ve bu değişiklikle Hazine adına tescili gereken 1.1.2003 gününden önce kesinleşen imar planları içerisindeki yerleri yerleşim yeri olarak işgal edilenlerin ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescillerinin bedel talep edilmeksizin aynen devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz önce dava dışı belediye adına tescil edilmiş, davalı taşınmazı belediyeye bedel ödeyerek 17.12.1996 gününde satın almıştır. Davalı, Kanunun geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında sözü edilen adına doğrudan tescil yapılan gerçek ya da tüzel hukuk kişisi olmadığından Hazineye bir bedel ödemesi gerekmez. Hazinenin belediyeden isteyemeyeceği bir bedeli taşınmazı belediyeye bedel ödeyerek satın alan davalıdan talep etmesi de düşünülemez. Bu bakımdan mahkemece davalıya taşınmazın emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı kadar bedeli depo etmesi için süre verilmesi ve bunun sonucunda da bedelin depo edilmediğinden söz edilerek davanın kabul edilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu sebeplerle davanın reddi yerine yazılı bazı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 06.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy