(4721 S. K. m. 718, 754)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.10.2001 gününde verilen dilekçe ile kadim yola el atmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.09.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, taşınmazına ulaşımını sağladığı kadim köy yolunun davalı tarafından sürülerek taşınmazına katıldığını ileri sürerek, kadim yola el atmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu yerin kadim yol olmadığını savunmuş, davanın reddine dair karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadim köy yoluna el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Köy yollan kadastral düzenlemeler ile oluşturulabileceği gibi, bu tür düzenlemelerin yapılmadığı yerlerde de kadim kullanım durumu nazara alınarak belirlenir. Bir yerin kadim kullanımı ile köy yolu olduğu ise, taşınmaz başında yöreyi iyi bilen tarafsız bilirkişi ve tanık anlatımları ile yapılacak keşifte saptanır.
Taşınmaz başında yapılan keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu yerde köylülerin kullandığı kadim patika yol bulunduğunu, ancak yeni yolun açılması üzerine patika yolun kullanılmadığını beyan etmişlerdir. Yine keşifte dinlenen tanık anlatımlarından patika yolun davalı taşınmazına katıldığı ve davalı tarafından davacıya kullanması için bir başka yerin gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, yeni yolun açılması ile patika yolun kullanımının terk edildiği, yerinin de saptanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, yeni bir yolun açılmış olması kadim yolun niteliğini ortadan kaldırmaz; bu nedenle de, tüm tanık ve bilirkişilerin sözünü ettiği patika yolun saptanması, saptanan yola davalının el atmasının bulunması halinde, yolun ve el atılan kısmın haritasına işaretlenmesi ve buna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken açıklanan yönler gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir, karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine 07.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy