(1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.5.1999 tarihinde verilen dilekçe ile yaylaya elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.12.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Bozma ilamında, bozma dışı bırakılan kısımlar yönünden karar verilmeden kurulan hüküm doğru değildir. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. HUMK. nun 388 ve 389 maddelerinde verilecek hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, birer birer şüphe ve tereddüt oluşturmayacak biçimde yazılması öngörülmüştür. Öte yandan ilk hükmün, Yargıtay'ca bozulması sonucunda hayatiyetini kaybettiği de açıktır. (YGHGK. T.10.9.1991, E.281, K.415) Bu durumda, bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, bütün istem kalemlerini karşılar şekilde yeniden yazılması gerekirken, bozma dışı bırakılan ve lehine olan taraf için ancak usuli kazanılmış hak teşkil eden hususların yeniden gösterilmeden eksik biçimde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalı temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 20.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy