(4077 S. K. m. 3) (2004 S. K. m. 219, 228, 235)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarda tarih ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 24.1.2006 tarih ve 2005/10367-2006/202 s. ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içerisinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davada; önce adi yazılı biçimde düzenlenen 9.3.1997 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile Akyol İnşaat Madencilik Turizm AŞ.den daha sonrada aynı bağımsız bölümü 17.8.1998 tarihli adi yazılı sözleşme ile davalı Naif Öztunç'dan satın aldığını iddia eden davacı bu taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Davalı Naif Öztunç İflas İdaresi taşınmaz malların ancak resmi şekilde satılabileceğini, Akyol A.Ş. ile yapılan satışın kendilerini bağlamayacağını, satış vaadinin tapuya da şerh edilmediğini, davanın reddini savunmuş, mahkemece satışa konu taşınmaz mesken niteliğinde olduğundan görevsizlik kararı verilmiş, hükmü davacı, temyiz etmiştir.
Gerçekten, 4077 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Yasada değişiklik yapan 4822 s. Kanunun 3/c maddesi ile Konut ve tatil amaçlı taşınmaz malların satışından doğan uyuşmazlıklarda Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamına alınmıştır. 4077 s. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/f maddesindeki satıcı deyiminden Kamu Tüzel Kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal satan gerçek veya tüzel kişileri anlamak gerekir. Bu bakımdan bir uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanunun kapsamında kalıp kalmadığının tayininde satıcı ve tüketici sıfatlarının saptanması önem kazanmaktadır. Bu bakımdan mahkemece davacı ile akdi ilişkisi olduğu ileri sürülen Akyol İnşaat A.Ş.'nin daha sonra 17.08.1998 gününde sözleşme yapan Naif Öztunç'un satışta ne surette hareket ettiğinin 4077 s. Kanunun 3/f maddesindeki satıcı tanımına girip girmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu yönler üzerinde durulmadan gerek Akyol A.Ş.'nin gerek Naif Öztunç'un akdi ilişkideki sıfatlarının ne olduğu açıklattırılıp bu hususta deliler toplanmadan dayanılan satış sözleşmeleri ile yapılan satışın 4077 s. Yasa kapsamında kalıp kalmadığı sonucuna ulaşılamaz. Zira, satışı yapılan bu yer salt mesken niteliğinde olsa bile alan kişi tüketici, satan kişi ise 4077 s. Kanunun 3. maddesindeki satıcı değil ise satış işlemi hakkında Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanmaz. Tüm bu yönler bir yana bırakılarak salt satılanın mesken olduğuna bakılıp görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan; Dairemizce temyiz incelemesi yapılan emsal dosyalardan Naif Öztunç'un 2.3.2004 gününde iflasına karar verildiği kesinleşen iflas kararından kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak iflastan sonra ne müflis, ne iflas masasına giren hak ve mallar için masa aleyhine dava açılamaz. Şayet ilgililerin masadan bir hak iddiaları varsa hak ve alacaklarını masadan istemeleri (İİK. m.219) gerekir. Alacakların masa tarafından kabulü halinde alacak sıra cetveline geçirilir. İflas idaresi masadan hak ve alacakları reddederse (kabul etmezse) bu takdirde İİK. nun 235. maddesine dayanılarak sıra cetveline itiraz davası açılır. Bu biçimde mülkiyetten başka bir ayni hakka dayalı istihkak iddialarının İİK. 235 maddesine göre sıra cetveline itiraz davası biçiminde değerlendirilmesi olanaklı ise de somut olayda mülkiyet hakkına dayanılmıştır. O yüzden yukarıdan beri yapılacak inceleme sonucu taraflar arasındaki ilişki duraksamasız açığa kavuşturulur ve davanın müflis Naif Öztunç masasına giren mala karşı açılmış iflasta istihkak (İİK. m.228) davası olduğu anlaşılırsa ortaya görev sorunu çıkacağından ve iflasta istihkak davasını malın değerine bakılmaksızın icra mahkemesi hakimliğinin görmesi gerekeceğinden bu husus düşünülmelidir. Bunun için de davalı iflas masasından davacının iddiası ile ilgili ne gibi işlemler yapıldığı sorulmalı, açıklaması alınmalı, gerek duyulursa iflas dosyası üzerinden bilirkişi incelemesi de yaptırılmalıdır. Mahkemece tüm bu yönler üzerinde durulmadan taraflar arasındaki ilişkinin mahiyeti duraksamasız saptanmışçasına yazılı bazı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki; yerel mahkeme kararının maddi hataya dayalı olarak onandığı bu defa yapılan incelemeyle anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle onamaya ait Dairemizin 24.1.2006 gün 2005/10367-2006/202 s. ilamının kaldırılmasına temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine, 21.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy