(4721 S. K. m. 702, 1027) (1086 S. K. m. 13)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.8.2005 tarihinde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.11.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya sair hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu sebeple de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, sair bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ait bulunduğundan HUMK. nun 13. maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 gününde yürürlüğe giren Türk Medeni Yasasının 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan tüm ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava sebebiyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı bütün dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak biçimde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstek konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Bütün bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tesbit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de kanuni hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı murisi, Hasan ile Ali Gençdoğan'ın baba oğul olduklarını Hasan'ın soyisim olmadan öldüğü durumda tapuya soyadının Gençdoğan olarak Mustafa olan baba isminin de Durmuş olarak yazıldığını, paydaş Ali Gençdoğan'ın ise Hasan olan baba isminin tapuya Durmuş olarak yazıldığını ileri sürerek tapuda Durmuş oğlu Hasan Gençdoğan olan kaydın Mustafa oğlu Hasan olarak ve Durmuş oğlu Ali Gençdoğan olan kaydın ise Hasan oğlu Ali Gençdoğan olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece kadastro tutanakları, tapu kaydı ve davacı murisinin aile nüfus kaydı getirtilip, zabıta araştırması yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm tesisi için yeterli değildir. Dava konusu taşınmazlar kadastroca Durmuş çocukları Hasan ve Ali Gençdoğan adına tesbit edilmiştir. Davacının malik olduğunu belirttiği Hasan ve Ali Gençdoğan kardeş olmayıp baba oğul oldukları gibi baba isimleri de Durmuş değildir. Bu sebeple taşınmazın tanıklar ve kadastro tesbit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalı, baba isimlerinin Durmuş olarak yazılması nedeninin incelenmesi, bu araştırmalardan sonra tapuda malik görülen kişilerin davacının dedesi ve amcası ile aynı şahıslar olduğu kesin olarak saptandığı takdirde davanın kabulüne karar verilmelidir. Belirtilen sebeplerle hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy