(818 S. K. m. 53, 386, 388)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.8.2003 tarihinde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 7.6.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, vekaletnamenin sahteliği iddiasına dayalı ipotek işleminin terkini istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafından dava dışı vekile verilen ve bu dayanak tutularak işlem yapılan vekaletnamede, vekile davalı bankaya borçlu şirketin borcunun teminatı olmak üzere ipotek tesis etmesi için verilmiş yetki bulunmadığından istek hüküm altına alınmış, kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Borçlar Yasası'nın 386. maddesindeki tanıma göre vekalet bir akittir ki onunla vekil mukavele dairesinde kendisine tahmil edilen işin idaresini veya tekabül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere vekalet sözleşmesinin konusu bir işin idaresi veya bir hizmetin ifasıdır. Kanunun 388. maddesinde vekaletin şümulü gösterilmiş, vekalet sözleşmesinin sair bir deyişle vekilin bu sözleşmeye istinaden yapabileceği işlerin sınırının öncelikle sözleşmenin sarahatine veya müvekkilin talimatına göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. Sözleşmede bir açıklık yoksa vekaletin şümulü hakkında yapılacak yorumun, vekalet sözleşmesinin taalluk eylediği işin mahiyetine göre yapılması gerekir. 388. maddenin son fıkrasında ise özel bir salahiyet olmaksızın vekilin bir gayrimenkulü temlik veya bir hak ile sınırlandıramayacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayın yukarda yapılan kısa açıklamalar doğrultusunda çözümü gerekir.
Gerçekten, davacı ile dava dışı oğlu ve yararına ipotek tesis edilen şirketin ortağı olduğu anlaşılan vekili Tanju Karabunar arasındaki 18.11.2002 tarihli vekaletnamede vekile
Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde bulunan bilimum gayrimenkullerimin üzerinde dilediği bedel, şekil ve koşullarla, dilediği sıra ve derecede her türlü ipotek vermeye, ipotek karşılıklarını almaya, kayıt ve tescillerini yaptırmaya, serbest dereceden istifade hakkı tanımaya ve şerh ettirmeye, bununla ilgili tapu defteri sicillerini ve evraklarını imzalamaya, belgelerini alma
. yetkisi tanınmıştır. Görülüyor ki; bu vekaletnameyle vekil Tanju davacıya ilişkin taşınmaz mal üzerinde ipotek tesisine yetkilidir. Anılan vekaletnamede davacıya ilişkin Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilindeki bilimum gayrimenkuller üzerine ipotek tesisine dair verilen yetki davacının tapuyla maliki olduğu dava konusu taşınmaz kaydı üzerine ipotek tesis etmek yetkisini de kapsar. Başka bir anlatımla söylemek ve Borçlar Yasanın 388. maddesinin öngördüğü yorumla ifade etmek gerekirse; verilen vekaletnamedeki vekile verilen bütün yetkilere göre bir başkasının borcuna karşılık vekil işin mahiyeti icabı davacıya ilişkin taşınmaz kaydı üzerine ipotek tesisi edebilir. Vekaletnamede ipotek tesisinin muayyen bir gayrimenkul veya kişi ya da tüzel kişi yararına yapılabileceğine ait bir yetki sınırlaması öngörülmediğinden vekilin bu sıfatla hareket ederek dava dışı bir şirket borcu sebebiyle ipotek işlemi tesisinde kanuna aykırılık yoktur. O sebeple mahkemece hukuki olan konuda bilirkişi raporuna bağlı kalınarak davanın kabulü için gösterilen gerekçe isabetli olmamıştır.
Ancak; davada davacı açıkça vekaletnamenin sahte düzenlendiğini ve bu hususta hazırlık soruşturması yapılarak kamu davası açıldığını ceza dosyasının derdest olduğunu iddia ettiğinden bu iddia üzerinde durulmalıdır. Gerçekten Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince Hukuk Mahkemesi Ceza Mahkemesinin beraat kararıyla bağlı olmasa bile maddi olayı saptayan Ceza Mahkemesi kararı Hukuk Hakimini bağlayacağından açıldığı bildirilen ceza davası sonucu beklenilmeli, davacının sahtelik iddiası değerlendirilmelidir. Eksik araştırma ve incelemeyle davanın kabul edilmesi doğru olmadığından, hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 21.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy