(4721 S. K. m. 851, 856, 881) (Tapu Sicil Tüzüğü m. 31) (YHGK 12.03.2003 T. 2003/3-118 E. 2003/158)
Davacı Kamil Daşdan vekili tarafından, davalı Hüseyin Ercan Düzgit aleyhine 21.4.2003 tarihinde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.10.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak tetkiki davalı, duruşmasız temyizi ise davacı tarafından istenilmekle, tayin edilen 25.4.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenlerden davalı gelmedi. Davacı Kamil Daşdan vekili Av. Tevfik Fatih Dinçer geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü anlatımları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare eksiğe yerel mahkemeye geri çevrilen dosya eksiklikleri tamamlanarak gönderilmekle, dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) Türk Medeni Kanunu'nun 856. maddesi uyarınca tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
İpotek, halen mevcut veya ilerde doğması olası bir alacağı teminat altına alır. (TMK. nu 881) Miktarı ipoteğin tesisi anında belirli olan alacaklar için ana para ipoteği, miktarı ipoteğin tesisi anında belirli (muayyen) olmayan fakat ilerde gerçekleşecek alacaklar için ise üst sınır ipoteği kurulur (TMK. m. 851). Ana para ipoteğinde taşınmazın teminat altına aldığı miktar rehin sözleşmesinde yazılı olan meblağ, üst sınır ipoteğinde ise ilerde tahakkuku muhtemel alacağın tahakkuk eden ve fakat üst sınır olarak belirlenen meblağı geçemiyecek olan kısmıdır.
Alacak sona erdiği durumda alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki rehnin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Ancak bunun için, ana para ipoteğinde, sözleşmedeki miktar ödenmiş olmalı veya ödenmemişse mahkemeye depo edilmelidir. Bu koşul gerçekleşmişse tesis edilen ana para ipoteğinin kaldırılmasına karar verilir. Aksi durumda şerhin kaldırılması istemi reddolunmalıdır. Ancak, borçlu ana para ipotek miktarından bir kısmını ödemiş veya depo etmişse yine de davanın reddi gerekir ise de çoğun içerisinde az da vardır kuralı uyarınca Tapu Sicil Tüzüğünün 31/son maddesine dayanılarak ipotek bedelinden ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı 7 parsel s. taşınmazda kayıtlı binayı üzerindeki ipotek şerhi ile yükümlü olarak 21.1.2003 gününde satın aldığını ve satış bedelinin ödendiğini buna rağmen davalı tarafından aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini ileri sürerek ipotek borcu bulunmadığının tespiti ve ipoteğin fekkine karar verilmesini istemiştir. Davalı ödenen paraların ipotek bedeli sebebiyle olmadığını taşınmazı daha önce 16.1.2003 gününde davacının kardeşine sattığını 5 tarih sonra davalıya danışıklı devir yapıldığını davacının kardeşi Yusuf'un kendisine olan borçları sebebiyle ödemeler yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece taşınmazın satıldığı tarih satış saatinden önceki yapılan ödemelerin ipotek borcuna mahsup edilemeyeceği sonradan yapılan 63.000 YTL için ipotek bedelinin ödendiği gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içiriğine göre davalının temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalı ile davacının kardeşi Yusuf Daşdan 16.1.2003 gününde dava konusu taşınmazın tapuda satış işlemini yapmışlar, satış bedeli 170.000 YTL içerisinde taşınmaz kaydına ipotek koymuşlardır. Daha sonra taşınmaz davacıya satılmıştır. Az yukarda açıklanan ilkeler uyarınca konulan bu ipotek ana para ipoteği olup, ipotek bedelinin ödenmesi halinde ipoteğin fekki gerekir. Davacı yan sunduğu belgelerle ipotek bedelinin tamamının ödendiğini ileri sürmektedir. Davalı ise, bu ödemeleri ipotek bedeline mahsuben değil, Yusuf Daşdan ile aralarındaki bir başka borç ilişkisinden kaynaklandığını savunmaktadır. Bu savunması ile ödemeyi ikrar etmektedir. Bu ikrarı vasıflı ikrar niteliğindedir.
Karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vaakanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin(vasfının) ileri sürülenden başka olduğunu bildirilmesi halinde vasıflı ikrardan söz edilir. Gerekçeli inkar olarak da adlandırılan vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden ispat yükü gerekçeli olarak vaakayı inkar eden kişide değil karşı taraftadır. (Yavuz Alangoya, Medeni Usul Hukukunun Esasları 1, İstanbul 2003 s.340; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.2 İstanbul 2001 s.2052; Saim Üstündağ Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 2000, s.630; HGK, 2003/3-118/158, 12.3.2003).
Eldeki davada da, davalı ödenen paranın ipotek bedeli olmadığını savunarak vasıflı ikrarda bulunduğuna göre ödemenin ipotek borcuna mahsuben yapıldığını davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı kanıt olarak banka dekontlarına dayanmıştır. Bu belgeler 16.1.2003 günlü 46.900 Dolarlık Finansbank'tan Kamil Daşdan tarafından yatırılan ve yalıya istinaden açıklaması bulunan, 16.1.2003 gününde 10.000 YTL ve 20.000 YTL olarak tapudaki borca istinaden açıklaması ile Yusuf Daşdan tarafından yatırılan ve yine İş Bankasından 29.1.2003 gününde 18.000 YTL 28.2.2003 gününde 20.000 YTL ve 17.3.2003 gününde 25.000 YTL olarak ipotek bedeli açıklaması ile Kamil Daşdan tarafından yatırılan paralara ilişkin banka dekontları ve banka ekstralarıdır. Bütün bu belgeler içeriğine göre ipoteğe konu bedel tamamen yatırılmıştır. Bütün belgelerde ödemelerin dava konusu taşınmaza ait olduğuna dair açıklamalar vardır ve paralar bu açıklamalarla birlikte herhangibir itirazi kayıt konulmadan davalı tarafından alınmıştır.
Mahkemece, tapuda işlemin yapıldığı tarih yapılan ödemelerin ipotek bedeline ait olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, ödemelerin miktarı ipotek miktarı ve taşınmazın satış bedeli nazara alındığında ödeme belgelerindeki açıklamaların aksini kanıtlayacak bir belge de sunulamamıştır. Bütün bu açıklamalara göre davacı yan ipotek bedelini ödediğini kanıtladığına göre davanın tümden kabulü gerekirken yazılı biçimde kısmen kabul kararı verilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 450.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 07.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy