(818 S. K. m. 364)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.03.2001 ve 01.05.2001 tarihinde verilen dilekçeler ile tapu iptali, tescil ve tazminat istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 06.12.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Semiha Candaner tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davalılar arasındaki eser sözleşmesi sebebiyle yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümlerin ondan temlik alındığı iddiasıyla kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü, davalılardan arsa sahibi Semiha Candaner temyiz etmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemizin 19.12.2002 günlü bozma ilamında vurgulandığı üzere arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde yüklenicinin öncelikli borcu üzerinde inşaat yapılacak binayı sözleşmesine fen ve amaca uygun meydana getirmek ve arsa sahibine teslim etmektir. Yüklenici teslimden sonra da ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca arsa sahibine karşı sorumludur. Aksine, sözleşme olmadığı sürece Borçlar Yasası'nın 364. maddesi gereği eser yukarda söylenen biçimde arsa sahibine teslim edilmeden bir bakıma sözleşmenin bedeli olan bağımsız bölümlerin devri arsa sahibinden talep edilemez. Yükleniciden temellük edilen hakka dayanılarak üçüncü kişilerin arsa sahibinden bağımsız bölüm istemeleri durumunda da ilke budur. Bu gibi halde da yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirip getirmediğine bakmak gerekir. Çünkü; yükleniciden şahsi hakkını temellük edenler onun halefi durumundadır.
Somut olaya gelince; bozma kararından sonra yapılan keşif sonucu düzenlenen 27.09.2004 tarihli raporda yapıda ruhsata aykırı bölümler olduğu, zemin kattaki projesinde otopark olan yerin meskene dönüştürüldüğü, iskan ruhsatı alınabilmesi için bu bölümlerin eski hale getirilmesi gerektiği saptanmıştır. Başka bir anlatımla projesinde otopark olan yer ruhsata aykırı olarak mesken haline getirildiğinden, ruhsat ile fiili durum arasındaki aykırılık kanuni hale getirilmeden yapıya iskan ruhsatı verilme olanağı yoktur. Davalılar arasındaki 03.07.1995 günlü sözleşme ile ruhsat alma yükümlülüğü davalı yüklenici Ünal Yurtkafur'a ilişkin bulunduğundan yapının iskan ruhsatı alınmadığı sürece yüklenicinin sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiği kabul edilemez. Mahkemece de tarafların özgür iradeleriyle kararlaştırdıkları sözleşme hükümleri bir yana bırakılarak, onların iradeleri yerine geçecek şekilde hüküm kurulamaz.
Böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş; davacılara binadaki iskan ruhsatı almasına engel hususları gidermek üzere uygun bir mehil vermek, bunlar giderildikten sonra yine uygun bir mehil verilerek yapının iskan ruhsatını almalarını sağlamak, iskan ruhsatı alınırsa davayı kabul etmek, aksi durumda reddetmek olmalıdır. Yüklenici edimini yerine getirmişçesine davanın yazılı olduğu biçimde kabulü doğru değildir.
Kabule göre de; yapıda kat irtifakı kurulmamıştır. Kat irtifakını kurmak yapıdaki bütün pay maliklerinin ortaklaşa yapmaları gereken bir iştir. Dolayısıyla kat irtifakının bütün pay maliklerinin huzuru ile kurulması gerekir. Böylesine davalarda ancak hak sahibi adına temlik alınan bağımsız bölüme karşılık gelen arsa payının tescili olanaklı iken saptanan arsa payını kat irtifak payı olarak tapuya tescili de yanlıştır. Nitekim bu hususa Dairemiz bozma kararında da değinilmiş, ancak uyarılmasına rağmen yine de tescil hükmü kat irtifak payı olarak ve bağımsız bölüme özgülenerek kurulmuştur.
Karar açıklanan sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istem halinde yatırana iadesine, 13.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy