(634 S. K. m. 14)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.7.2003 tarihinde verilen dilekçe ile kesinleşmiş Mahkeme hükmüne konu ve üzerinde kat irtifakı kurulmamış taşınmazdaki bağımsız bölümün gerçek numarasının tespiti istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davanın ve birleştirilen davaların ayrı ayrı kabulüne dair verilen 18.2.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı arsa malikleri Ali, Musa, Yadigar, Sultan, Mevhibe Yeşil vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kişilerin var olduğuna inandığı haklarının ihlal edilmesi halinde onların yargı yerine başvurarak hakkın korunmasını istemeleridir. Yargı yoluna başvurabilmek için davacının halen mevcut bir hakkı saldırıya uğramalıdır. Kural olarak gelecekteki yararlara dayanılarak dava açılamaz. Doktrinde ve uygulamada bu olgu hukuki yarar biçiminde ifade edilmektedir. Davacının o davayı açmakta hukuki yararı bulunması asıldır.
Bu kısa açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde;
Birleştirilen davalarda davacılar henüz kat irtifakı kurulmamış, tapuda arsa niteliğinde kayıtlı dava konusu taşınmazda davalı yüklenicinin kişisel hakkını temellük ettiklerini, satın alınan bağımsız bölümün yapıdaki gerçek yerinin tespitini istemiştir. 634 S. Kat Mülkiyeti Yasanın 14. maddesi uyarınca, henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için o arsa malikinin veya tüm paydaşlarının buna ilişkin bir dilekçe veya istek belgesi ile birlikte 12. maddede sayılan belgelerle tapu idaresine başvurmaları gerekir. Kuşkusuz arsanın tüm paydaşları bir araya gelememişse kat irtifakı mahkemeye başvurularak da kurulabilir. Dava konusu olayda arsanın paydaşı olan tüm taraflar bu yola başvurmamış, dava kat irtifakının kurulması talebi ile değil sonradan kurulacak kat irtifakına esas bağımsız bölümün yapıdaki yerinin tespiti istemi ile açılmıştır. Görülüyor ki; davacıların ortada henüz tecavüze uğrayan bir hakkı korunması gereken bir hukuki menfaati yoktur. Hakkın saldırıya uğraması olasılığı ise kural olarak hak sahibine erken dava açma hakkı tanımaz. Dava, ileride hakkın tecavüze uğraması halinde eda davası olarak açılabileceğinden eldeki davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi gerekir.
Kabule göre de; tesbit yapısı tamamlanmış bir arsa üzerinde kat irtifakına esas yerin neresi olduğunun saptanması için istenmiştir. İleride kurulacak kat irtifakına esas teşkil edecek tesbit hükmü talep edildiğinden ve bu hüküm binadaki bütün paydaşların hukukunu ilgilendireceğinden yapıdaki bütün paydaşlar davada taraf olmadan davanın sonuçlandırılması da yanlıştır.
Karar açıklanan bu sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda yazılı sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 06.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy