(3402 S. K. m. 12, 16) (4342 S. K. m. 3, 4) (YHGK. 23.11.1988 T. 1988/1-825 E. 1988/964 K.)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.4.2001 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.3.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine vekili, davalılar adına olan Karaman ili Lale Köyü 1547 parsel s. taşınmazın tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını talep etmiş,
Mahkemece 10 senelik hakdüşürücü süre geçirildiğinden bahisle dava reddedilmiş,
Hükmü davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Bilindiği üzere, mera bir veya birden fazla köy veya belde halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş yada kadimden beri hayvan otlatma amacıyla kullanılan hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçalarıdır. Devletin hüküm ve tasarrufunda olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera K.m.3-4).
Gerçekten, 3402 s. Kadastro yasasının 12/3 maddesinde kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı hükme bağlanmıştır.
3402 s. Kadastro Yasasının 16/B maddesinde belirtildiği gibi bir taşınmaz malın mera olduğu saptanırsa orta malı niteliğindeki bu taşınmaz mal sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesabı yapılır ve özel siciline kaydedilir. Buradaki sınırlandırma asla tescil mahiyetinde değildir.
Görülüyor ki, özel mülkiyete tabi bir taşınmaz malın kadastro işlemi ve sonuçları ile mera olduğu saptanan bir taşınmaz malın kadastro işlemi ve bunun sonuçları farklıdır. Açıkça ifade etmek gerekirse özel mülkiyete konu bir taşınmaz malın tapu siciline tescil zorunluğu varken mera olan bir yer için hiç bir zaman bir tescil işlemi sayılmayan özel sicile kayıt esası kabul edilmiştir. Yasa koyucunun 3402 s. Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde öngörülen hakdüşürücü süreyi kabul etmesindeki amacı, bir taşınmaz için geometrik durum ve malik belirlenerek tapu siciline tescil edildikten ve tescilden itibaren belirli bir süre (10 yıl) geçtikten sonra sicillerin güvenirliğini korumak, belirli bir zamandan sonra dava açılarak sık sık sicillerin bozulmasının önüne geçmektir. Meralar tapu siciline tescili gerekmeyen üstelik özel mülkiyete konu teşkil etmeyecek yerler olduğundan, Kanunun tapu siciline tescil edilen yerlerde uygulamasını öngördüğü 3402 s. Kadastro yasasının 12/3. maddesinde sözü edilen hakdüşürücü süre, mera iddiası ile açılan davalarda uygulanmaz. Hukuk Genel Kurulunun 23.11.1988 tarih, 825-964 s. ilamında benimsenen bu ilke Dairemizce de benimsenmekte ve kararlıkla uygulanmaktadır
O durumda tarafların delilleri toplanmalı, yöntemine uygun inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Değinilen yönler gözetilmeden davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy