(4721 S. K. m. 706) (4342 S. K. m. 4)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.5.2005 tarihinde verilen dilekçe ile mera kaydının iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davada Mera Komisyonunca mera olarak sınırlandırılması yapılan ve davalılardan Bayındır Köyü Tüzel Kişiliğine tahsis edilen 2807 mera parselinin 1.11.2005 günlü krokide işaretlenen bölümünün tescili istenmiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 2807 parsel s. taşınmazın krokide kırmızı boyalı 3189 metrekare yüzölçümlü yerinin davacı adına tesciline karar verilmiş, hükmü davalılardan Hazine temyiz etmiştir.
Dosya kapsamında bölgede mera komisyonu çalışmaları yapıldığı, 2807 parselin 23.1.2004 gününde mera olarak sınırlandırıldığı, mera komisyon kararının 12.3.2004 gününde kesinleşerek 2807 parselin mera niteliği ile özel siciline yazıldığı anlaşılmaktadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından köy yerleşim alanı olarak bırakılan alan ise krokide 2808 parsel adı altında gösterilmiştir.
Bir taşınmaz malın kazanma yollarının ne olduğu Türk Medeni Yasanın 706 ve devamı maddelerinde sıralanmıştır. Somut olayda davacının taşınmaz mülkiyetini kazanma sebebi olarak ileri sürdüğü husus dava konusu taşınmaza ev yapabileceğinin köy muhtarı tarafından bildirilerek izin verilmesi ve buraya 1999 yılında ev inşa edilmesidir. Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, 4342 s. Mera Yasasının 4. maddesi gereğince meralar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki özel mülkiyete konu teşkil etmeyecek yerlerdir. Sair yandan, meraların amacı dışında kullanma olanağı bulunmadığı gibi zamanaşımı hükümleri uygulanarak kazanılmalarına da olanak yoktur. Kaldı ki, mera olan bir yeri meranın sınırları içinde kaldığı köy muhtarının özel mülkiyete özgülenecek şekilde bir kişiye tahsis yetkisi de bulunmamaktadır. Yasaya aykırı bir yöntemle taşınmazın bulunduğu yer köy muhtarı mera üzerine bina inşa etmek üzere hiç kimseye izin veremeyeceğinden davacının ileri sürdüğü vakıa kendisine hak sağlamaz. Esasen az yukarda sözü edildiği üzere zilyetlikle iktisabı olanaksız mera üzerinde ev yapmış olması hiçbir biçimde davacıya mülkiyet hakkı kazandırmayacağından davanın reddi yerine kanuna aykırı şekilde istemin hüküm altına alınması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy